Uzun süredir Mudurnu deresinin kirletilmesi sorunu ile uğraşıyoruz.
Dere kenarında kurulu bulunan fabrikalar tarafından kirletilen ve büyük ölçüde çevre kirliliğine yol açan bu sorun çözülsün diye büyük uğraş verenlerden biri de yerel basındır.
Son günlerde yerel basın bu sorun üzerine öylesine gitti ki, Sakarya ve Ankara ayağa kalktı.
Bu sorunun çözümüne yardımcı olur düşüncesi ile kurulan komite tarafından yürüyüş düzenlendi ve protestolar yapıldı. Yine bu yürüyüş sonrası yapılan konuşmalarda çok sert sözler bile kullanıldı. Kullanılan o sert sözler kolay kolay yenilir yutulur cinsten değildi.
Komiteyi oluşturan ekip Ankara’ya da gitti. Sorunu Bakan’a kadar ilettiler ve çözümü konusunda kendisinden destek istendi ve destek konusunda da söz bile alındı.
Şu an itibarıyla bu sorun henüz tam olarak çözüme kavuşturulmuş değil. Sonuç nasıl olacak diye herkes gibi bizde beklemedeyiz.
Geride bıraktığımız Salı günü Akyazı Belediye Meclis toplantısı vardı. Gündeme geçilmeden önce üyeler çıkıp gündem dışı konuşmalar yaparlar.
AKP’li Meclis Üyesi ve komite içinde yer alan Ramazan Gökhan Yorulmaz kardeşimiz de gündem dışı söz alarak bu konuyu orada gündeme getirdi ve konuyla ilgili güzel bir konuşma yaptı. Ancak konuşmasının sonunu iyi bağlayamadı. Durumu şöyle özetleyeyim. Bu değerli kardeşimiz konuşmasını şahıslara teşekkür ederek sona erdirdi. Teşekkürü basın ve Ankara’da ki başkanlar hariç herkese yaptı. Kısaca bizi ve Ergün Atalay’ı es geçti.
Ben ve can arkadaşım, yoldaşım Kenan Certel ve Akyazı’da görev yapan meslektaşlarımızın Mudurnu suyunun nasıl kirletildiğini resimleyebilmek için tuttukları nöbetler bu konuşmanın sonunda güme gitti.
Bizim ve Akyazı’da görev yapmakta olan basın mensuplarının güme gitmeleri önemli değil. Nihayetinde biz Akyazılıyız. Teşekkür etse de olur etmese de olur. Bizim için hiç önemli değil. Ama asıl güme giden değerli meslektaşımız ve Adapazarı Gazetesinin genel yayın yönetmeni, televizyoncu, yorumcu kardeşimiz Hüseyin Cumalı ve birlikte olduğu arkadaşları olmuş.
Hüseyin Cumalı’nın gerek yürüyüş ve protesto sonunda, gerekse daha sonrasında sorumlusu olduğu gazete de yaptığı tam sayfa haberler, attığı müthiş başlıklar o kardeşimizin gözünden kaçmış. Bana göre asıl teşekkür edilecek isim o ve arkadaşları olmalıydı. Hem de isim vererek.
Ardından Türk-İş başkanı Ergün Atalay gelirdi. Onu da es geçmiş bu değerli kardeşimiz. Konuyu Bakan’a ulaştıran ve Akyazı heyetini ağırlayan (Kendisi de o heyetin içindeydi) Türk-İş başkanı Ergün Atalay bir teşekkürü hak etmedi mi dersiniz.
Daha sonra hiç ağzına bile almadığı yerel basın geliyor. Onlara da ayıp etmiş. Sakarya’da gerek yazılı basın, gerek görsel basın ve gerekse İnternet gazeteciliği yapanlar bu konuyu en küçük ayrıntısına kadar işlediler. O sıcakta onlarda protestocularla birlikte onca yolu yürüdüler. Meclis üyesi o kardeşimiz o arkadaşlarımızı hiç görmemiş ki, dikkate bile almamış.
Onun için diyorum ki, hak edene teşekkür edilir. Etmeyene değil.
Peki, kimlere teşekkür etti bu kardeşimiz. Bu konuda kılını bile kıpırdatmayanlara teşekkür etmiş. (Valimiz ve Muhtarlarımız hariç) Bu da kısmet işi diyelim konuyu kapatalım.
Yazımı şöyle bağlamak isterim. Biz işimizi teşekkür almak için değil, mesleğimizin gereği olarak yapmamız gerektiğini bildiğimiz ve düşündüğümüz için yaptık. Yoksa birileri bize teşekkür etmiş veya etmemiş şahsen benim ve Kenan Certel’in umurunda bile değil. Ama bizim dışımızda kalan diğer arkadaşlarımıza ve meslektaşlarımıza ayıp edildiğini de unutmamak lazım. Özellikle de Hüseyin Cumalı’ya. Hatırlatayım dedim.
Sezai Matur
TORUNLARIMIZ BİZİ HAYIRLA ANMAYACAK
SALİM ÖZYILMAZ
Kaymakamdan Huzur ve Güvenlik toplantısı
Kenan Certel
17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİ UNUTMAYALIM
Cuma Hutbeleri
TEVEKKÜL
Engin Senol
“Benim Öğretmenlerim…
Gönül Dostu
MOBESE İŞİ İNTERNET SİTELERİNE Mİ KALDI
Muhsin Certel
SİYASİLERE ATATÜRK’TEN BİR DERS
















