O fabrikalar o derenin kenarına kurulmasından sonra Mudurnu deresi bir türlü iflah etmedi.
Yıllarca yazdık. Bu dere önemli bir deredir. Bu dereden onlarca köy ve o köylerde bulunan hayvanlar yararlanmaktadır. Çiftçiler ekinleri ile ilgili sulama ihtiyaçlarını bu dereden temin ederler. O nedenle bu dere kirletilmemelidir. Kirletilmesi önlenmelidir. Kirletenler hakkında yasal işlem yapılmalıdır dedik.
Bu katliamı ne gören oldu. Ne bizim yazdıklarımızı okuyan oldu. Kısaca biz yazdık, biz okuduk. Kirletilmemesi ile ilgili olarak bir sonuç alamadık.
Mudurnu deresi her seferinde bir öncekinden daha fazla olumsuzluk yaşattı. O derenin içinde balıklar başta olmak üzere canlı yaşamadı. Ama yetkililer önlem almadıkları gibi, atıklarını o dereye akıtanlarla ilgili küçük küçük para cezaları ile bu katliamı geçiştirmeye çalıştı.
Biz de bu konuyu yıllardır yazıyoruz. Hatta derenin kirletildiği anı yakalamak için fabrikaların önlerinde Gazeteci arkadaşım, can dostum Kenan Certel’le birlikte defalarca nöbet tuttuk.
Bu nöbetlerimizde yakaladıklarımız oldu yakalayamadıklarımız oldu. Yakaladıklarımızı ertesi günü çalıştığımız gazetelerde yayınladık. Ne yazık ki, gösterdiğimiz onca çaba bir türlü sonuca ulaşmadı ve fabrikalar o dereyi kirletmeye devam etti.
Yıllar sonra da olsa bölgenin insanları ayağa kalktı. Derelerini kirletenlere karşı adeta bir seferberlik ilan ettiler ve yaptıkları yürüyüşle de bu düşüncelerini hayata geçirdiler.
O yürüyüş ve akabindeki konuşmalar bana göre etkili oldu. Özellikle Ali Şener Bayraktar’ın yaptığı konuşma ve o konuşmasında kullandığı sert sözler yürüyüşe adeta damga vurdu.
Sonra ne oldu. Sonra bu protesto yürüyüşünün öncülüğünü yapanlar bu işin peşini bırakmadılar ve konuyu İlimiz Valisine kadar götürdüler.
Valimizin verdiği talimat sonrası bu olumsuzluğun asıl sahibi olan kurum yetkilileri o bölgeye giderek inceleme yaptı. Fabrikaların bazılarını kapattı. Bazılarına da para cezası kesti.
Bu kadar gayretten sonra Mudurnu deresi kurtuldu mu dersiniz. Bana sorarsanız “HAYIR” derim. Zira protestonun hemen akabinde aynı derenin yine aynı fabrikalar tarafından kirletilmeyi sürdürmesi Mudurnu deresinin kurtulmadığını göstermesi bakımından bir delil olarak kabul edilebilir.
O nedenle, Mudurnu deresinin kurtulması, eskiden olduğu gibi tertemiz akması için daha etkin tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizmek isterim.
Sayın Valimiz konuyla yakından ilgileniyor. Kendisini ziyaret eden heyete “gereken yapılır” demiş. Bu bile Mudurnu’nun kurtulması için önemli bir gelişmedir.
Gerekli olan o tedbirler alınmalı ki, hem Mudurnu ve diğer derelerimiz kurtulsun hem de Mudurnu suyumuz eski berraklığına kavuşsun. Balıklar yaşasın. Hayvanlarımız temiz su içsin. Gerek olması halinde de insanlarımız o temiz suyu içme suyu olarak kullansın.
İnşallah çıkılan yoldan dönüş olmaz. Yetkililer pes etmez ve o deremiz mis gibi akışını sürdürür.
Şimdi de kör dere sorunu çıktı.
Mudurnu deresi derken şimdi de kör dere sorunu çıktı. Kör dere Yağcılar Mahallemizin kenarından geçip gidiyor. Son günlerde kirletiliyor olmasından kaynaklı olarak öylesine pis kokular yayarak Yağcılar Mahallesinden geçip gidiyor ki, bu duruma Yağcılar Mahalle Muhtarı Ali Öz ve Mahalle sakinleri isyan bayrağını çekti.
Muhtar Öz, kirletme Kuzuluk Mahallesindeki fabrikalar tarafından yapılıyor. Tedbir alınması, kirletenlerin bulunup cezalandırılması lazım. Aksi halde biz bu pis kokudan kurtulamayacağız diye dert yanıyor.
Kirletilme ve pis kokular nedeniyle çıkan tepkiye İl Sağlık Müdürlüğü ses verdi ve bir ekip göndererek, bölgede inceleme yaptırdı. Henüz yapılan inceleme ve kirletenlerle ilgili bir bilgi alamadım ama inşallah bu olumsuzluk sona erer ve bölge halkı pis kokudan kurtulur.
Benden bu kadar.