2002 yılında Sakarya’nın geleceğine dair bir öneri ortaya atmıştım:
California’nın Silikon Vadisi’ni model alan bir Bilişim Vadisi.
Dönemin Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Çallı’nın da ciddi destek verdiği bu fikir, Sakarya’nın hem teknolojik hem de ekonomik anlamda bir sıçrama yapması için önemli bir adımdı.
Ne yazık ki Çallı dışında beni pek anlayan olmamıştı. Hatta alay edenler bile olmuştu.
Aradan geçen yıllarda, Sakarya Üniversitesi bünyesinde Sakarya Teknokent’in kurulmasıyla bu hayalin ilk tohumları atıldı.
2009 yılında kurulan Sakarya Teknokent, 50.000 m²’lik bir alanda 103 firmaya ev sahipliği yaparak önemli adımlar attı; 273 projeyi başarıyla tamamlayarak inovasyon ekosistemine katkıda bulundu. Ancak, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin izlerini taşıyan ve California gibi deprem riski yüksek bir şehir olan Sakarya’da, çok daha büyük bir teknokent, bir Bilişim Vadisi kurulabilir.
Sakarya, doğasıyla, konumuyla ve potansiyeliyle Silikon Vadisi tarzı bir Bilişim Vadisi’ne ev sahipliği yapabilir; fakat bunu sürdürülebilir, çevre dostu ve depreme hazırlıklı bir şekilde gerçekleştirmelidir.
Gebze’deki Bilişim Vadisi kuruluşu öncesinde, Sakarya’nın tercih edilmesi için birçok yazı yazdım. Ancak Sakarya’daki dinamikleri bir türlü harekete geçiremedim.
Peki, neden Bilişim Vadisi için bu kadar ısrar ediyorum?
Sakarya, Marmara Bölgesi’nin stratejik bir noktasında yer alıyor.
Ankara, İstanbul ve Kocaeli gibi metropollere yakınlığı, limanlara erişim kolaylığı ve güçlü üniversite altyapısıyla teknoloji ve inovasyon merkezi olma potansiyeline sahip.
Bununla birlikte, Sakarya’nın Bilişim Vadisi hayali sadece teknolojik altyapıyla sınırlı kalmamalıdır.
California’nın Silikon Vadisi, teknoloji devlerinin merkezi olmasının yanı sıra çevreye duyarlı projeleri ve yenilikçi şehir planlamasıyla da dikkat çekiyor.
Sakarya, bu modeli örnek alarak hem deprem riskine karşı hazırlıklı hem de doğasını koruyan bir teknoloji merkezi inşa edebilir.
1999 depremi, Sakarya için bir dönüm noktasıydı; binlerce can kaybı, yıkılan binalar ve yaralı bir şehir, bize deprem gerçeğini acı bir şekilde hatırlattı.
California da, tıpkı Sakarya gibi, deprem fay hatları üzerinde yer alıyor.
Ancak Silikon Vadisi, sıkı yapı yönetmelikleri, depreme dayanıklı binalar ve akıllı şehir planlamasıyla bu riski yönetmeyi başardı.
Sakarya’da kurulacak bir Bilişim Vadisi, bu derslerden faydalanmalıdır.
Yatay yapılaşma, depreme dayanıklı malzemeler ve kentsel dönüşümle güçlendirilmiş bir altyapı, Sakarya’yı hem güvenli hem de çekici bir teknoloji merkezi haline getirebilir.
Doğanın korunması, Sakarya’nın Bilişim Vadisi hayalini diğerlerinden ayıran en önemli unsur olabilir.
Sakarya, yeşil alanları, Sapanca Gölü ve verimli tarım arazileriyle doğayla iç içe bir şehir.
California’daki Silikon Vadisi, teknoloji kampüslerini doğal alanlarla uyumlu bir şekilde tasarlayarak çevre dostu bir model oluşturdu.
Sakarya’da da benzer bir yaklaşım benimsenebilir.
Teknokent’in çevresel etkileri en aza indirerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun hareket ettiği biliniyor; ancak daha büyük bir Bilişim Vadisi için yenilenebilir enerji kaynakları, yeşil binalar ve çevre dostu ulaşım sistemleri gibi unsurlar ön planda tutulmalıdır.
Örneğin, bisiklet yolları, hafif raylı sistemler ve enerji verimli binalar, hem doğayı korur hem de bölgeyi cazip bir teknoloji merkezi haline getirir.
Sakarya’nın Bilişim Vadisi hayali, sadece teknolojik inovasyonla değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik kalkınmayla da desteklenmelidir.
Sakarya Teknokent, girişimcilik kültürünü teşvik ederek ve üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirerek bu yolda önemli bir rol oynamaktadır.
Daha büyük bir vizyon için uluslararası firmaların bölgeye çekilmesi, genç yeteneklerin istihdam edilmesi ve Ar-Ge yatırımlarının artırılması gerekiyor.
2002 yılındaki önerimden bu yana geçen yıllar, bu hayalin gerçekleştirilmesi için potansiyelin varlığını gösteriyor.
Gebze’de kurulan Bilişim Vadisi, aslında bu hayalin çok da uzak olmadığını ispatladı.
17 Ağustos’un yıl dönümü yaklaşırken, Sakarya’nın deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve geleceğini planlaması gerektiğini hatırlıyoruz...
Bir Bilişim Vadisi, yalnızca ekonomik bir atılım değil, aynı zamanda depreme hazır, doğayla uyumlu ve sürdürülebilir bir şehir modelinin simgesi olabilir.
Sözü özü şu:
Sakarya, California’nın Silikon Vadisi gibi bir dünya markası olabilir; yeter ki doğasını korusun, deprem gerçeğini unutmasın ve inovasyonu kucaklasın.
Gelecek, bugünden atacağımız cesur adımlarla şekillenecek.