Sakarya, güne Süleymancılar cemaatinin ekonomik örgütlenmesine yönelik operasyonla uyandı.
İnceleme alınan Türkiye genelindeki 32 firmadan 14’ü ilginç bir şekilde Sakarya merkezli.
Peki neden Sakarya, Süleymancılar’a yönelik operasyonda da merkezi konumda?
Süleyman Hilmi Tunahan tarafından temelleri atılan ve kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen yapının, Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne Sakarya'da nasıl kök saldığını, lider kadrosunun bu şehirle kurduğu özel bağları ve cemaatin örgütlenme modelini inceliyoruz.
Süleyman Hilmi Tunahan (1888-1959) tarafından temelleri atılan ve kendi tanımlamalarıyla "Süleymanlılar" olarak bilinen dini cemaat, Türkiye genelinde olduğu gibi Sakarya ve çevresinde de oldukça köklü bir geçmişe ve kurumsal yapılanmaya sahip.
Şehrimizi yakından tanıyanlar bilir; Sakarya hem demografik yapısı hem de Marmara Bölgesi’ndeki stratejik konumu nedeniyle cemaatin ilk dönem teşkilatlanma alanlarından biri.
Süleyman Hilmi Tunahan döneminde, özellikle 1930 ile 1950'ler arasında başlatılan Kur'an kursu ve talebe okutma faaliyetleri, gayri resmî yollarla yürütülüyordu.
Peki, bu yapı neden özellikle burada hızla taban buldu?
Sakarya, özellikle Adapazarı ve çevresi, Balkanlar ve Kafkasya’dan yoğun göç alan, muhafazakar sosyal dokusu oldukça güçlü bir bölge.
Bu yapısal özellik, cemaatin dini eğitim ve yurt odaklı modelinin Sakarya’da çok hızlı kabul görmesini sağladı.
O dönemde Adapazarı, Akyazı, Hendek ve Geyve gibi ilçelerimiz, cemaatin ilk kuşak hocalarının görev yaptığı ve Kur'an eğitiminin verildiği kilit noktalar haline geldi.
Bugün dönüp baktığımızda, Süleymancılar cemaatinin Sakarya’daki varlığının üç temel sacayağı üzerine oturduğunu görüyoruz.
Birincisi ve en önemlisi eğitim.
Cemaatin Türkiye genelindeki temel çalışma modeli olan "Kurs ve Talebe Yurtlarına Yardım Dernekleri" ağı, Sakarya merkezinde ve ilçelerinde çok yaygın bir şekilde kurulmuş durumda.
Adapazarı merkez başta olmak üzere Hendek, Akyazı, Karasu ve Geyve gibi nüfusu yoğun ilçelerde ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine yönelik yatılı yurtlar işletiliyor.
Bu yurtlarda öğrencilere Millî Eğitim müfredatına ek olarak Arapça, tefsir, hadis ile Kur'an-ı Kerim ezber ve kıraatı gibi dini eğitimler veriliyor.
İkincisi ise finansman ve yerel dayanışma.
Cemaat, finansmanını devlet yardımlarından ziyade büyük ölçüde yerel esnafın desteğiyle sağlıyor.
Sakarya’daki muhafazakar esnaf, tüccar ve sanayicilerden toplanan bağışlar ve zekatlar, bu yurtların yeme-içme ve barınma giderlerini karşılayan ana damarı oluşturuyor.
Şehrin ticari hayatı içerisinde, cemaat mensubu esnaflar arasında oldukça belirgin bir iş birliği ve dayanışma ağı da göze çarpıyor.
Üçüncüsü ise sosyal yardımlar.
Eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Sakarya ve çevre illerde kurban organizasyonları, gıda yardımları ve zaman zaman sağlık ile bakım hizmetleri gibi sosyal yardım faaliyetleri de bu ağ üzerinden yürütülüyor.
Gelelim cemaatin Sakarya ile olan en derin idari bağlarına...
Süleyman Hilmi Tunahan’ın vefatının ardından cemaatin yönetimi, damadı olan ve Adapazarı’nda ikamet eden Kemal Kaçar’a geçer.
Bu dönem, Sakarya'nın cemaat için ne kadar merkezi bir konumda olduğunu anlamak açısından çok kritiktir.
Adapazarı Maltepe Mahallesi’nin girişindeki Güneş Kiremit ocağı, cemaatin ilk ekonomik faaliyetlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
Kemal Kaçar da buradaki köşkte ikamet etmektedir.
Kemal Kaçar’ın yaşamının büyük bölümünü geçirdiği Sakarya, bu dönemde cemaatin en önemli idari merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Yine bu süreçte yurtların dernekleşme süreci yasal zemine oturtulmuş, şehrimizde çok sayıda dernek binası ve yurt inşa edilmiştir.
2000 yılında Kemal Kaçar’ın vefatının ardından cemaat lideri olan eski ulaştırma bakanı Ahmet Arif Denizolgun döneminde, Sakarya'daki yurtların fiziki altyapıları modernize edilmiş ve kurumsallaşmaya ağırlık verilmiştir.
2016 yılında liderliği devralan Ali Han Kuriş’in de şehrimizle çok güçlü bağları bulunuyor.
Kuriş'in ailesi Trabzon’dan Sakarya’ya göç etmiş ve uzun yıllar burada ikamet etmiş bir aile.
Aile daha sonra İstanbul'a, Erenköy ve Kadıköy bölgelerine taşınmış olsa da bağlar hiç kopmamış.
Hatta Ali Han Kuriş, cemaat lideri olduğu yıllarda Sakaryalı iş insanı Mustafa Kösemusul’un kızı ile dünya evine girdi.
Kuriş döneminde de Sakarya, cemaatin sadece idari ve eğitim merkezi olmakla kalmayıp, ekonomik örgütlenmesinin de en güçlü olduğu illerden biri olmaya devam ediyor.
Süleymancıları diğer gruplardan ayıran en net özelliklerinden biri; Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan ve diğer cemaat veya tarikatlardan mesafe olarak ayrışmalarıdır.
Kendi iç hiyerarşisine ve eğitim metodolojisine sıkı sıkıya bağlı bir yapı sergilerler.
Sakarya'da da diğer dini gruplarla kurumsal iş birliği yapmak yerine, genellikle kendi bünyelerinde kalmayı tercih etmişlerdir.
İşin siyasi boyutuna bakarsak; geçmişten bugüne Sakarya'da genel olarak merkez sağ ve muhafazakar partilere oy verme eğiliminde olsalar da, zaman zaman konjonktürel olarak farklı siyasi tercihleri destekledikleri, seçim dönemlerinde verdikleri blok oylarla da bilinmektedir.
Süleymancılar cemaati için Cumhuriyet sonrası gayri resmî eğitim döneminden, günümüzün devasa kurumsal dernek ve yurt ağına geçiş sürecinde kilit role sahip olmuş, esnaf tabanı güçlü ve eğitim odaklı varlığını kesintisiz sürdüren en önemli ana merkezlerin başında gelmektedir.