Sakarya’da uzun süreyle (tam 16 yıl) iktidar partisinden milletvekili olarak görev yapıp, şehre bir gram faydası olmayan Ayhan Sefer Üstün, Gelecek Partisi Genel Başkanvekili sıfatıyla bir basın toplantısı düzenlemiş…
İktidar partisindeyken, yerel yönetimlerin imkanlarıyla siyaset yapan Üstün bu kez basının karşısına partisinin İl Başkanlığı binasında çıkmış…
Üstün’ün basın toplantısının tamamını Fehmi Duman sosyal medya hesabından canlı yayınlamış.
Sabah izledim.
Ayhan Sefer Üstün, toplantının başından sonuna bana olan kinini kusmuş…
Seviyesi yerlerde olan bir konuşmaya cevap vermeyi kendime yakıştıramam…
Ancak, halen bu dosyacıyı bir şey zannedip ciddiye olanlar olduğunu gördüğüm için son kez köşeme konuk edeceğim…
Ayhan Sefer Üstün’ü tanıyanlar bilir.
Bilmeyenler için ben anlatayım…
Dosyacı olarak tanınır.
Beraber siyaset yaptığı ve aynı safta göründüğü kişiler dahil herkesle ilgili dosyalar hazırlar ve bunları çoğu zaman siyasi gücünü de kullanarak bir yerlere gönderip kumpas kurmaya çalışır.
Benim hakkımda da iki kez (benim bildiğim) dosya hazırlamış ve gereği için(!) gerekli yerlere göndermiştir.
Birinci dosyayı 15 Temmuz sürecinde Vali Hüseyin Avni Coş’a vermiş ve yöneticisi olduğumun gazetemin kapatılması için elinden geleni yapmıştır.
Coş’un makam odasında bana, Üstün’le ilgili gün yüzü görmemiş küfürler eşliğinde gösterdiği sarı zarf içindeki kırmızı kaplı dosyayı hiç unutmuyorum…
Benim gazete manşetlerimin ve yazılarımın kupürleri ile beni vurmaya çalışmış…
Milletvekilliği bitip muhalif siyasetçi konumuna geçince beni bu kez Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etmiş.
Önce dönemin Başsavcısı Lütfü Dursun’a gitmiş.
Hakkımda olur olmaz iddialarla içeriye atılmamı istemiş.
Dursun, şikayetini yazılı dilekçe ile yapmasını söyleyince oturmuş, bir dilekçe yazmış…
İftiralarla dolu olan dilekçesiyle benim cezalandırılmamı istemiş.
İfadem sonrası bu iftiraların soruşturma konusu olmayacağı belirtilerek dosya kapatıldı…
Bu Ayhan Sefer Üstün, Adapazarı Şeker Fabrikası’nın bugün bulunduğu noktanın bir numaralı sorumlusudur.
Çünkü, Adapazarı Şeker Fabrikası’nın gerçek sahibi Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin 2005 yılında o dönemin FETÖ’cü polisleriyle Genel Kurulu’na açıkça müdahale ederek yönetimin kendi istediği kişilerin eline geçmesini sağlamıştır.
Üstün’ün desteklediği yönetimin ilk icraatı banka hesaplarının FETÖ’cü Bank Asya’ya geçirilmesidir…
Şeker Fabrikası’nın APEK tarafından alınmasının ardından onlarca banka varken kredi yine FETÖ’cü Banka Asya’dan alınmıştır.
Ayhan Sefer Üstün’ün arkadaşları Adapazarı Şeker Bankası’nı FETÖ’cü Bank Asya ile birlikte yönetmiş ve batırmıştır.
Şeker Fabrikası’nın ne FETÖ’cü Bank Asya’ya geçişinde, ne de Ülker’e geçişinde Ayhan Sefer Üstün’ün sesi çıkmıştır.
O dönem iktidar partisinden milletvekili olan Ayhan Sefer Üstün olan biteni seyretmiş, belki de keyif almıştır.
Hatta TBMM Komisyon Başkanı olarak etkili bir konumda olmasına rağmen olan bitene müdahale etmek yerine sessizliği tercih etmiştir.
Ayhan Sefer Üstün, basın toplantısında siyasi ahlak yasası çıkması için teklif verdiğini belirtmiş…
“Şeker Fabrikası için en son konuşması gereken kişi Ayhan Sefer Üstün’dür” diyorum ya şimdi bir başka şey söylemek istiyorum…
Siyasi ahlaktan da en son bahsetmesi gereken kişi Ayhan Sefer Üstün’dür…
Yol arkadaşlarını arkadan vuran, edindiği en mahrem bilgileri siyasi geleceği için kullanan birinden söz ediyoruz…
Kendisini 4 dönem milletvekili, bir dönem komisyon başkanı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik tutumu da onun ahlaki yapasını net bir şekilde ortaya koyuyor…
O toplantıda diyor ya;
“Çevre yolunda eski evimde oturuyorum…”
Dinleyen de “Vay garibim” diyecek…
Beyaz gömlekle dürüstlük gösterisi yapan Ayhan Sefer Üstün, bir de Serdivan’daki, Ankara’daki, başka yerlerdeki mülklerini açıklasa…
Üstün, bacanağının büro ortağı avukatın Şeker Fabrikası ve APEK’ten dolayı nasıl vergi rekortmeni olduğunu anlatsa…
Ayhan Sefer Üstün, kendini, utanmadan, sıkılmadan Sakarya siyasetinin en saygın ismi merhum Cevat Ayhan’a benzetmiş…
Cevat Ayhan, bu şehirde her zaman, herkesim tarafından saygı gören ve bunu fazlasıyla hak eden bu şehrin değerli bir evladı, bu şehrin değerli bir büyüğüdür…
Sakarya’da uzun süreyle (tam 16 yıl) iktidar partisinden milletvekili olarak görev yapıp, şehre bir gram faydası olmayan Ayhan Sefer Üstün, Gelecek Partisi Genel Başkanvekili sıfatıyla bir basın toplantısı düzenlemiş…
İktidar partisindeyken, yerel yönetimlerin imkanlarıyla siyaset yapan Üstün bu kez basının karşısına partisinin İl Başkanlığı binasında çıkmış…
Üstün’ün basın toplantısının tamamını Fehmi Duman sosyal medya hesabından canlı yayınlamış.
Sabah izledim.
Ayhan Sefer Üstün, toplantının başından sonuna bana olan kinini kusmuş…
Seviyesi yerlerde olan bir konuşmaya cevap vermeyi kendime yakıştıramam…
Ancak, halen bu dosyacıyı bir şey zannedip ciddiye olanlar olduğunu gördüğüm için son kez köşeme konuk edeceğim…
Ayhan Sefer Üstün’ü tanıyanlar bilir.
Bilmeyenler için ben anlatayım…
Dosyacı olarak tanınır.
Beraber siyaset yaptığı ve aynı safta göründüğü kişiler dahil herkesle ilgili dosyalar hazırlar ve bunları çoğu zaman siyasi gücünü de kullanarak bir yerlere gönderip kumpas kurmaya çalışır.
Benim hakkımda da iki kez (benim bildiğim) dosya hazırlamış ve gereği için(!) gerekli yerlere göndermiştir.
Birinci dosyayı 15 Temmuz sürecinde Vali Hüseyin Avni Coş’a vermiş ve yöneticisi olduğumun gazetemin kapatılması için elinden geleni yapmıştır.
Coş’un makam odasında bana, Üstün’le ilgili gün yüzü görmemiş küfürler eşliğinde gösterdiği sarı zarf içindeki kırmızı kaplı dosyayı hiç unutmuyorum…
Benim gazete manşetlerimin ve yazılarımın kupürleri ile beni vurmaya çalışmış…
Milletvekilliği bitip muhalif siyasetçi konumuna geçince beni bu kez Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etmiş.
Önce dönemin Başsavcısı Lütfü Dursun’a gitmiş.
Hakkımda olur olmaz iddialarla içeriye atılmamı istemiş.
Dursun, şikayetini yazılı dilekçe ile yapmasını söyleyince oturmuş, bir dilekçe yazmış…
İftiralarla dolu olan dilekçesiyle benim cezalandırılmamı istemiş.
İfadem sonrası bu iftiraların soruşturma konusu olmayacağı belirtilerek dosya kapatıldı…
Bu Ayhan Sefer Üstün, Adapazarı Şeker Fabrikası’nın bugün bulunduğu noktanın bir numaralı sorumlusudur.
Çünkü, Adapazarı Şeker Fabrikası’nın gerçek sahibi Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin 2005 yılında o dönemin FETÖ’cü polisleriyle Genel Kurulu’na açıkça müdahale ederek yönetimin kendi istediği kişilerin eline geçmesini sağlamıştır.
Üstün’ün desteklediği yönetimin ilk icraatı banka hesaplarının FETÖ’cü Bank Asya’ya geçirilmesidir…
Şeker Fabrikası’nın APEK tarafından alınmasının ardından onlarca banka varken kredi yine FETÖ’cü Banka Asya’dan alınmıştır.
Ayhan Sefer Üstün’ün arkadaşları Adapazarı Şeker Bankası’nı FETÖ’cü Bank Asya ile birlikte yönetmiş ve batırmıştır.
Şeker Fabrikası’nın ne FETÖ’cü Bank Asya’ya geçişinde, ne de Ülker’e geçişinde Ayhan Sefer Üstün’ün sesi çıkmıştır.
O dönem iktidar partisinden milletvekili olan Ayhan Sefer Üstün olan biteni seyretmiş, belki de keyif almıştır.
Hatta TBMM Komisyon Başkanı olarak etkili bir konumda olmasına rağmen olan bitene müdahale etmek yerine sessizliği tercih etmiştir.
Ayhan Sefer Üstün, basın toplantısında siyasi ahlak yasası çıkması için teklif verdiğini belirtmiş…
“Şeker Fabrikası için en son konuşması gereken kişi Ayhan Sefer Üstün’dür” diyorum ya şimdi bir başka şey söylemek istiyorum…
Siyasi ahlaktan da en son bahsetmesi gereken kişi Ayhan Sefer Üstün’dür…
Yol arkadaşlarını arkadan vuran, edindiği en mahrem bilgileri siyasi geleceği için kullanan birinden söz ediyoruz…
Kendisini 4 dönem milletvekili, bir dönem komisyon başkanı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik tutumu da onun ahlaki yapasını net bir şekilde ortaya koyuyor…
O toplantıda diyor ya;
“Çevre yolunda eski evimde oturuyorum…”
Dinleyen de “Vay garibim” diyecek…
Beyaz gömlekle dürüstlük gösterisi yapan Ayhan Sefer Üstün, bir de Serdivan’daki, Ankara’daki, başka yerlerdeki mülklerini açıklasa…
Üstün, bacanağının büro ortağı avukatın Şeker Fabrikası ve APEK’ten dolayı nasıl vergi rekortmeni olduğunu anlatsa…
Ayhan Sefer Üstün, kendini, utanmadan, sıkılmadan Sakarya siyasetinin en saygın ismi merhum Cevat Ayhan’a benzetmiş…
Cevat Ayhan, bu şehirde her zaman, herkesim tarafından saygı gören ve bunu fazlasıyla hak eden bu şehrin değerli bir evladı, bu şehrin değerli bir büyüğüdür…
Sen…
Seni seven, sana saygı duyan, “iyi insandır” diye anan tek kişi tanımıyorum…
Bak Ayhan Sefer Üstün…
O toplantıdaki hakaret içeren ifadelerinin tümünü “kötü söz sahibine yakışır” diye sana iade ediyorum…