YABANCI GÖZÜYLE ARİFİYE KÖY ENSTİTÜSÜ

Kenan Certel

17-07-2026 22:41

BİR KÖY ENSTİTÜSÜNÜN GELİŞİMİ

Karabey AYDOĞAN ( Araştırmacı, eğitimci, yazar )

12.karabey@gmail.com

Enstitülere Yabancı İlgisi

Köy Enstitülerine yabancıların ilgisi büyük olur. Bu yabancılar içinde; diplomatik görevliler, devlet adamları, basın görevlileri, eğitimciler, özel başka görevliler gibi insanlar vardır. Bu nedenle çekilen filmler, yapılan yayınlar ve anıların oldukça fazla sayıda olduğu söylenebilir. Birçok enstitüyü ziyaret eden farklı ülkeden insanların, İstanbul’a yakınlığı nedeniyle Arifiye’de ve başkente yakınlığı nedeniyle de Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde daha yoğundur.

Arifiye Köy Enstitüsü’ne gelen yabancılar; Amerikalı Donald Everet Webster, Amerikalı Fay Kirby, Londra Pedagoji Enstitüsü Müdürü Profesör Herbert Russel Hamley, Taylandlı bir yetkili, Çinli Profesör Ling Hsu Hri, Irak İlköğretim Genel Müdürü, İstanbul’da kurulu Arnavutköy Amerikan Koleji, Üsküdar Amerika Kız Lisesi ve Robert Kolej’deki yabancı öğretmenler belgelenebilen başlıcalarıdır.

Ancak, bunların en önemlilerinden biri olan Herbert Russel Hamley’in, önce 1941 yılında, daha sonra da,  27 Mayıs 1943 gününde gelip, Arifiye Köy Enstitüsü’nde bir süre kaldığı, bakanlığın bir yazısı üzerine de bir rapor verdiği kayıtlıdır.

Arifiye Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlı ve Hamley’e enstitüde rehberlik de eden opera sanatçısı Ahmet Yol ’un anlattığı bir belgeyi uzun süre aradık. A. Yol, Hamley’in son gelişinden sonra Londra’ya döndüğünü, oradan bir dergide yayınlanmış Arifiye Köy Enstitüsü ile ilgili uzunca bir raporun bir örneğini Arifiye ’ye yolladığını ve bu raporun enstitüde kendilerine okunduğunu da anlattı. Ancak kitap çalışmaları sürerken, Londra’daki arkadaşlarımızdan, bu belgeyi bulmalarını çok istememe karşın, rapora ulaşamayınca, kitabın önsözünde, ulaşamadığım bu belgeden –bir gün ulaşma umuduyla- söz ettim.

Bu yakınlarda, rapordan hiç söz etmemiş olduğum bir arkadaşım, büyük bir şaşırtı yaparak, Raporun bir örneğini ulaştırdı ve bir beklentimiz daha karşılanmış oldu.

H.R. Hamley kimdir?

Matematik ve Eğitim Psikolojisi alanlarında önemli çalışmaları olan Profesör Hamley, 6 Eylül 1883 tarihinde Avustralya'nın Victoria eyaletinde, Melbourne yakınındaki Ballarat’ta dünyaya gelmiştir.

Avustralya Melbourne Üniversitesi’ni bitiren Hamley, aynı üniversitede çeşitli dersler de verir. 1914 yılında Hindistan Bombay Üniversitesi Eğitim Profesörü ve Orta Öğretmen Koleji müdürlüğü görevlerinden sonra, 1929 yılında New York Colombia Üniversitesi Eğitim Profesörü ve 1930 yılından itibaren de Londra Üniversitesi Eğitim Profesör Yardımcılığına getirilir. 1932 yılından itibaren Londra Üniversitesi Eğitim Profesörü ve Pedagoji Enstitüsü Müdürü, aynı zamanda Doktora ve Bilimsel Araştırmalar Bölümü Başkanı, Uluslararası Sınavlar Enstitüsü Üyesi olur.

Londra Üniversitesi Pedagoji Enstitüsü’nde (UCL Institute of Education) uzun yıllar yöneticilik ve profesörlük yapmış olan eğitimci, Cyril Burt ve Susan Isaacs gibi dönemin öncü eğitim psikologlarıyla birlikte çalışır.

Çocukların Zihin gelişimleri ve matematiksel becerileri üzerine önemli araştırmalar yapıp, matematik eğitiminde ezber yerine bağıntılı ve işlevsel düşünmeyi öne çıkarır. Bu konudaki ünlü eseri 1934 yılında, Relational and Functional Thinking in Mathematics (Matematikte Bağıntısal ve Fonksiyonel Düşünme) adı ile yayımlamıştır.

Eğitim Psikolojisi  (Educational Pyschology) adlı bir kitabı da bulunan Hamley, ayrıca eğitimde çocukların yönlendirilmesi konularında da çalışmış ve The Testing of Intelligence (Zekânın Test Edilmesi) kitabının editörlüğünü üstlenmiştir.

Londra Üniversitesi yanında, Avustralya Malbourne Üniversitesinde de görev yapan Hamley, Türkçe yayımlanan çeşitli makalelerinde, bunu özellikle belirtmektedir.  

İleri yaşlarında, Irak Eğitim Bakanlığı danışmanlığı da yapan Hamley, bu ülkede eşi ile birlikte bir süre yaşar. Bu süre içinde, Irak Eğitim Yasası hazırlıkları ve Üniversite sisteminin yeniden örgütlenmesinde çalışmalar yapar.

1945 yılında Londra’ya dönen Hamley, burada çalışmalarını sürdürürken, emekliliğine çok az bir süre kala, 5 Haziran 1949'da yaşamını yitirir.

Hamley, Türkiye ve Arifiye

Bu sıralarda, farklı tarihlerde Türkiye’ye de gelen Profesör Hamley’in, İlköğretim dergisinde, Ankara’daki konferansına ait “İngiliz Eğitimi” konulu bir yazısı da yayımlanır.

Hamley, aynı zamanda Ankara’da “İngiliz Eğitimi” konusunu anlatırken, 26 ve 28 Nisan 1941 tarihlerinde de, İstanbul-Eminönü Halkevi’nde, İngilizce öğretmenlerine, İngiliz dili hakkında birer konferans verir.

Aynı biçimde, Halkevlerinde ve İngiliz eğitim sistemi konusunda, ülkemizde görev yapan İngiliz bilim ve eğitim görevlilerinin, ülkemizde çeşitli yerlerinde verdikleri konferansların notlarının, 1945 yılında Kahire’de, Türkçe olarak (İngiliz Maarif Etüdleri)  basılmış olması da, Hamley’in Ankara ve Milli Eğitim Bakanlığı ile iyi ilişkileri olduğunu düşündürmektedir.

1941 yılında ilk kez Arifiye Köy Enstitüsü’ne gelen Hamley, enstitüde ayrıntılı incelemelerde bulunur. Köy Enstitüsü ancak bir yılını yeni doldurmuştur ve hızla kuruluş çalışmaları içindedir. İncelemeleri sırasında; öğrenci Ahmet Yol ’un, İngiliz malı Harrison marka çorap makinelerini kullanarak, arkadaşlarına da çorap örmeyi öğrettiğini görünce çok şaşırır ve ne yaptığını sorar. O günü Ahmet Yol anlatıyor:

Bana ne yaptığımı sorunca; “Ben bu makinelerde usta öğreticilik yapıyorum” dedim. Bir öğrencinin, arkadaşlarına öğreticilik yapmasına çok şaşırmıştı. İşlerimizi de beğenmişti. Örgü makinelerimiz Harrison markaydı.” 

Irak İlköğretim Genel Müdürü de; Hamley aracılığı ile köy enstitülerini örnek alarak açacağı beş okul için, incelemeler yapmak üzere Arifiye Köy Enstitüsü’ne gelen yabancı konuklardan biri olacaktır.

Hamley, bu gelişinden sonra, 1943 yılında bir kez daha eşi ile birlikte Arifiye ’ye gelir. Enstitüyü; yenilikleri ve eski gördüklerini karşılaştırarak, bir kez daha ayrıntılı biçimde inceleyen Hamley ve eşinin, enstitü faytonunda ve işlerin başında çekilmiş fotoğrafları da, o günleri belgelemektedir. Enstitü orkestrası ve korosundan konserler de izleyen Hamley çifti, gördüklerinden ve konserlerden çok hoşnuttur.

Hamley’e sürekli olarak eşlik eden Ahmet Yol, bir konseri izleyen güne ait anısını, yıllar sonra anlatacaktır:

Konserin üzerinden bir gün geçmiştir. Hamley, enstitü müdürü Edip Balkır ile birlikte enstitü meydanında oturmaktadır. Bir teneffüs sırasında, bahçede oynayan çocuklar arasından Ahmet Yol’u yanına çağırır. Bahçede oynayan çocuklardan bir grup kurarak, dünkü gibi şarkı söyleyip söyleyemeyeceklerini sorar.

Ahmet Yol, Akasyalarla çevrili bahçeye göz gezdirerek, bazı öğrencileri “sen, sen” diye yanına çağırır. Kendileri temizlediği için, meydanda bir çöpe rastlanmayan meydanda, çağrılanlar hemen toplanır. Hamley, 9. Senfoninin bitiş bölümünde, “Sen ey tanrılar alevi, ey Elizyum’un kızı” diye başlayan bir şarkıyı söylemelerini ister. Bir gün önce, Ahmet Yol yönetiminde aynı şarkıyı söylenmiştir.

Arkadaşlarını hızla gruplayarak, seslerini veren Yol, şarkıyı iki sesli olarak söyletir. Şarkıdan sonra, Hamley’in söylediklerini Balkır öğrencilerine çevirir:

 “Bu çocuk iyi öğretmen olur. Biz her sabah Cambridge üniversitesinde, zihinleri açılsın diye bu şarkıyı söyletiyoruz.”

Meyve bahçelerinin görünümü de Hamley’i çok etkiler. Balkır’a: “Bir yabancı gözüyle, sözgelişi ben, asıl enstitü kapısından girmeyip de, şu çok güzel meyve bahçesinin bir kenarcığından usulcacık sızsaydım ve ayrıca bu meyve bahçesinin öğrenciler tarafından kurulduğunu öğrenseydim, yalnız bu mükemmel ve imrenilecek anıta bakarak şu yargıya varırdım: “Bu enstitü, çağımızın gerçekten büyük ve modern bir eğitim kurumudur.

Bu gelişinde daha uzun süre kalan ve eşi ile birlikte enstitünün tüm alanlardaki çalışmalarını yerinde inceleyen Hamley, gördüklerinden çok memnundur.

Profesör H. R. Hamley ve eşinin ikici kez Arifiye Köy Enstitüsü’nü ziyareti ile ilgili olarak; -Milli Eğitim Bakanlığı’nın,  25.5.1943 tarh ve 6/07352 sayılı yazı ile sorması üzerine, Balkır’ın aracılığı ile verdiği raporda, iki ziyareti arasındaki farklar ve değerlendirmeleri vardır.   28.V.1943 tarihli rapor yazısında; Hamley’in, eşi ile birlikte enstitüye geldiği, enstitü binaları, atölyeler, ziraat işleri, diğer çalışmaları, halk oyunları ve müzik çalışmalarını incelediği ve 2 yıl önceki ziyareti ile karşılaştırdığı yazılmıştır.

Hamley’in karşılaştırmalarına göre Arifiye Köy Enstitüsü’nde; öğrenci sayısı, hayret verecek derecede artmış ve iş yapma konularında olgunlaşmışlardır.

İki yıl önce; günün yarısı ders, diğer yarısı iş olarak planlanırken, bu gelişinde; bir hafta ders ve bir hafta iş biçiminde yapılan planı daha yararlı bulmuştur. Müzik ve ulusal oyunlar çok mükemmeldir. Resim-İş işliğinde gördüğü çalışmalar, enstitüye başka bir gelişmişlik ve ruh vermektedir.

Marangozluk ve demircilik işliklerinin, eskiye göre büyütülmüş olması, enstitü çalışmaları için çok yararlı olmuştur. Dikiş makineleri artmış ve bu alandaki çalışmalar, daha uygun bir biçimde planlanmıştır.

Eskiye göre, enstitü arazisi büyümüş, hayret edilecek denli meyve ağacı dikilmiştir. Sebze üretimi de amaçlı bir biçimde geliştirilmiştir. Bunlar, en azından övülmeyi hak etmektedir.

1941 yılında bulunmayan Balıkçılık işlerini, enstitü için yeni bir üretim konusu olarak değerlendiren Hamley, Kooperatif yerini ve çalışmasını da beğenir. Yapılan yolları ve yapılan çok miktarda yapıyı raporuna ekleyen Mr. Hamley;  üç yıl içinde böyle bir enstitüyü kurmanın, olağanüstü ve büyük bir iş olduğunu ve 10 yıl sonra burasının modern ve büyük bir köy olacağına inandığını da yazacaktır.

Enstitü çıkışlı öğretmenlerin, köylerde ilginç uygulamalar yapacaklarından da söz eden Hamley; köy enstitülerini Irak hükümetine tavsiye ettiğini, şimdilik enstitüler gibi beş okul açıldığını ve bu işler için eğitim almak üzere, Irak’tan yetkililerin, Türkiye’ye ziyaretler yapacaklarını raporunun sonuna ekler.

Enstitüden ayrılan Hamley, ayrıntılı raporunun yayınlandığı bir dergiyi, yaklaşık bir ay sonra Arifiye ’ye gönderir ve bu rapor öğrencilere okunur. Ahmet Yol anlatıyor:

“Sonra gitti. Bir ay geçti, geçmedi, müdür bey beni çağırdı. Mr. Hamley bir dergi yollamış. İzlenimleri çok olumluymuş.”

Uygarlığın Tuğlası Arifiye Köy Enstitüsü” hazırlığı sırasında ulaşamadığım bu raporun bir örneğinin de, o tarihlerde Ankara’daki “İngiliz Kültür Heyeti ”ne de verdiği anlaşılmaktadır. Uzun yıllar sonra ulaştığımız bu rapor, İkinci Dünya Savaşı olumsuz koşullarında kurulan köy enstitülerinin gelişiminin, yabancı ve uluslararası bir eğitim uzmanının gözlemleri ile anlatılması ayrı bir önemdedir.

Enstitüleri eleştiren, karşı duran, hafife alanların bu tarihi belgeyi okumalarında yarar var. İşte o raporun Türkçesi…

“Profesör Hamley'in Raporu’ndan özet cümleler:

Köy Enstitüsü, ARİFİYE, 27 Mayıs 1943.

27 Mayıs'ta, neredeyse tam iki yıl aradan sonra, Arifiye Köy Enstitüsü'nü tekrar ziyaret ettik. Müdür ve personeli tarafından eski dostlar gibi karşılandık ve bizi gördüklerine gerçekten sevindiler. Öğle yemeğinden önce sabahın büyük bir bölümünü enstitüde geçirdik. Öğle yemeğinden sonra, tüm yapıları ve atölyeleri ziyaret ettik ve ardından tarlalarda çalışan öğrencileri görmeye gittik. Akşam öğrenciler tarafından dans (halk oyunları) ve halk şarkılarıyla eğlendirildik. Bundan çok keyif aldık.

Beni en çok etkileyen şey, olağanüstü büyüme ve gelişme oldu. İki büyük yatakhane binası eklenmiş ve tüm atölyeler (marangozluk, metal işçiliği, demircilik, sanat) genişletilmiş. Özellikle metal işçiliği bölümündeki gelişme beni çok etkiledi. Yeni makineler kurulmuş ve sonuç olarak, artık çok daha faydalı işler yapılıyor. Öğrencilere hala 'iş başında' eğitim veriliyor. Başka bir deyişle, sadece aletleri kullanmayı öğrenmiyorlar. Masa ve sandalyeler, pencere çerçeveleri ve kapılar, cıvatalar ve menteşeler, depolar ve su depoları gibi faydalı şeyler yapmayı öğreniyorlar.

Bir diğer yeni bölüm ise dikiş bölümüydü. Az süslü ve genel olarak daha kullanışlı paltolar ve önlüklerle, aynı odada gerçekten güzel nakışların yapıldığını görmek bir zevkti. Nakış atölyesi artık tren istasyonunun yakınındadır.(Dikiş işliği yapımı sürmektedir). Yanında ise enstitünün artan nüfusuna ekmek sağlamak için enstitünün devraldığı köy fırını var.

Arifiye Köy Enstitüsü, adının hakkını veriyor. Öğrenciler mutlu ve sağlıklı görünüyorlardı.

Çeşitli türlerden yaklaşık 3.500 meyve ağacı dikilmiş. Meyve ağaçlarının sıraları arasında ve elbette başka yerlerde öğrenciler birçok çeşit sebze (domates, bezelye, fasulye, marul, lahana, karnabahar, soğan, enginar, kavun, kabak, salatalık, patlıcan vb.) ekmişler. Ziyaretten edindiğim izlenim, iyi işlenmiş ve çok yetkin bir şekilde yönetilen büyük bir çiftlikti. İki yıl önce tarlalar, profesyonel bir çiftçiden ziyade, amatör bir çiftçinin işleri gibi gösteriyordu. Bu gün ise Ankara yakınlarındaki Gazi Çiftliği (Atatürk Orman Çiftliği) ile karşılaştırılabilir.          

Daha yüksek bir yerde, bir kümes hayvancılığı çiftliği ve süt çiftliği kurulması planlanan büyük bir alan (565 dönümlük enstitü çiftliği) temin edilmiştir. Bu, enstitünün yaşamına ve çalışmalarına değerli bir katkı olacak; çünkü öğrenciler sadece hayvan bakımı konusunda eğitim almakla kalmayacak, aynı zamanda pratik genetik ve hayvan yetiştiriciliği konusunda da bilgi edinecekler.

Geçen yıl, öğrenciler ilk kez büyük ölçekli balık avına çıkmışlar. İnanılmaz gibi görünse de, öğrencilerin sadece kendilerini balıkla beslemekle kalmayıp, açık pazar için binlerce kilo balığı tuzladıkları söylendi.

Öğrencilerin enerjisi okul, işlik ve tarladaki çalışmalarla sınırlı kalmamış. Birçoğu yol yapımında ve binaların inşaatında hem çalışıyor ve keyif almış görünüyorlardı.

Yıllar sonra ellerinin emeğine gururla bakacaklarından hiç şüphem yok.

Büyük erkek ve kız çocukların gelişme biçiminden çok etkilendim. Eskiden olduklarından çok daha olgun ve kendine güvenen bir durumdalar ve çeşitli görevlerini tamamen sorumlu yetişkinler gibi yerine getiriyorlar. Aynı zamanda her yerde iyi bir düzen var. Özellikle erkek ve kız çocuklar arasındaki doğal iyi ilişkilerden çok etkilendim.

Varışımızdan kısa bir süre sonra orkestra ve koronun prova yaptığı müzik odasını ziyaret ettik. Öğrenciler büyük bir keyifle çalıp, şarkı söylüyor ve oldukça zor müzikleri, aslına uygun bir biçimde icra ediyorlardı.

Müdür ve personelinin nezaketini ne kadar övsem azdır. İşlerine her zamanki gibi hevesli görünüyorlardı ve bize okulu gezdirmek için can atıyorlardı.

Arifiye hem bir örnek, hem de bir semboldür.”

 

DİĞER YAZILARI 16 MART ÖĞRETMEN OKULLARININ KURULUŞ YIULDÖNÜMÜ 01-01-1970 03:00 BUGÜN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜDÜR KUTLU OLSUN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN AYI ÖNEMİ VE FAZİLETİ 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMEN OKULLARININ KURULUŞUNUN 177. YILI 01-01-1970 03:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 BAKIN PAŞA ÇÖKEN EKONOMİYİ NASIL DÜZELTMİŞ 01-01-1970 03:00 17 AĞUSTOS ASRIN DEPREMİ UNUTULDU MU? UNUTULMADI MI? 01-01-1970 03:00 AFET ve ACİL DURUM ECZACILIĞI NEDİR (ALINTI) 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE'Yİ GEÇEMEDİLER 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMEN OKULLARININ 174. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN 01-01-1970 03:00 YABANCI GÖZÜYLE ATATÜRK 01-01-1970 03:00 ATATÜRK VE CUMHURİYETİMİZ 01-01-1970 03:00 26-30 AĞUSTOS ŞANLI ZAFERİMİZİN YILDÖNÜMÜ 01-01-1970 03:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ 01-01-1970 03:00 TARİHE YÖN VEREN ÇANAKKALE ZAFERİ (Alıntı) 01-01-1970 03:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ VE KAPATILMASAYDI 01-01-1970 03:00 T54 İLE YENİ BİR BAŞLANGIÇ 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALEYİ GEÇEMEDİLER 01-01-1970 03:00 “ORMAN YOKSA BİZDE YOKUZ” 01-01-1970 03:00 KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN KURULMUŞTU ? NEDEN KAPATILDILAR ? 01-01-1970 03:00 AKBALIK'TAN İDRİS AĞA GEÇTİ 01-01-1970 03:00 DİYANET AÇIKLADI; SANDALYEDE NAMAZ OLMAZ 01-01-1970 03:00 HAYATIN GAYESİ 01-01-1970 03:00 MİRAC KANDİLİ 01-01-1970 03:00 KÖY ENSTİTÜLERİ GENÇ CUMHURİYETİMİZİN EN ÖNEMLİ DEVRİMLERİNDEN BİRİYDİ 01-01-1970 03:00 BU GÜN 17 AĞUSTOS ASRIN DEPREMİNİN 16. YILDÖNÜMÜ 01-01-1970 03:00 MİLLET KAN AĞLIYOR ACELLEDE ŞENLİK VAR 01-01-1970 03:00 17 AĞUSTOS’TA DOĞANLAR 15 YAŞINA BASTI 01-01-1970 03:00 KUTLU DOĞUM ÜZERİNE 01-01-1970 03:00 BELEDİYEDE HASAN AKCAN DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 30 MART SEÇİMLERİ HER SONUCA GEBE 01-01-1970 03:00 ATATÜRK İŞTE BU İDİ 01-01-1970 03:00 2013-2014 ÖĞRETİM YILINA GİRERKEN 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü niye seviyoruz? 01-01-1970 03:00 DEPREMİ UNUTMAYAN FAYTON DURAĞI ESNAFI 01-01-1970 03:00 SELMAN DEDE-AKSAR TEPE 01-01-1970 03:00 REGAİP KANDİLİ 01-01-1970 03:00 KÖY ENSTİTÜLERİ TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU OLURDU 01-01-1970 03:00 SINIF ARKADAŞINDAN KEMAL ABUÇ’A ÖVGÜLER 01-01-1970 03:00 KAÇAK ELEKTRİĞİN FATURASI DÜRÜST VATANDAŞA 01-01-1970 03:00