Türkiye'nin parlayan yıldızlarından Sakarya, bereketli topraklarının ve sanayi gücünün ötesinde asıl zenginliğini genç nüfusunda barındırıyor.
Geçmişten gelen köklü bir eğitim mirasına sahip olan kent, bu potansiyelini doğru bir planlama, dijitalleşme ve kapsayıcı yaklaşımla geleceğe taşıyabilir.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte şehrin eğitim temelleri atıldı.
Osmanlı döneminde, Amerika’nın özel ilgi gösterdiği, Ermeni okullarının öne çıktığı bir eğitim geçmişi var Sakarya’nın…
1923'te Adapazarı İdadisi, 1936'da Sakarya İlkokulu ve 1940'ta kurulan Arifiye Köy Enstitüsü bu yapıtaşlarının önemli halkalarıydı.
1950'lerde ise Atatürk Lisesi, İmam Hatip Okulu ve Ticaret Lisesi gibi kurumlar Sakarya'nın eğitim altyapısında kritik bir rol üstlendi.
Bu okullardan mezun olanlar bugün hem kentte hem de Türkiye'de önemli görevlerde bulunuyor.
Yeni eğitim-öğretim yılına "Yeşil Vatan" temasıyla başlarken, Atatürk'ün "Yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır" sözünü rehber edinerek Sakarya'nın eğitim geleceğini yeniden planlamamız gerekiyor.
Bunun için neler yapılabilir?
Benim önerilerim;
1-Dijitalleşmede çağın gerisinde kalmamalı, gençleri hızla gelişen teknolojiye hazırlamalıyız.
2- İstanbul ve Ankara'ya yakınlık ve uluslararası iş birlikleri bir avantaja dönüştürülmeli.
3-Gençleri siyasetin gölgesinden uzak, düşünen ve teknolojiyi kullanan bireyler olarak yetiştirecek bir sistem hedeflenmeli.
4- Tüm paydaşların katılımıyla ortak akılla inşa edilecek bir yerel eğitim çalıştayı düzenlenmeli.
Sakarya'nın eğitim vizyonu, geçmişin değerleriyle geleceğin teknolojisini harmanlayan, liyakati merkeze alan ve gençleri her koşulda destekleyen bir anlayışla yeniden oluşturulmalı.
Unutmayalım:
Kentin gerçek zenginliği olan gençlerimiz için bu olanakları sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur.
