Akyazı Güncel
Giriş Tarihi : 17-04-2022 11:05   Güncelleme : 17-04-2022 11:05

KÖY ENSTİTÜLERİ : DÜNYA İÇİN MODEL, ÜLKE İÇİN KURTULUŞTU

Bugün 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü. Kapatılmasının ardından üzerinde çok konuşulan, hakkında binlerce kitap

KÖY ENSTİTÜLERİ : DÜNYA İÇİN MODEL, ÜLKE İÇİN KURTULUŞTU

 

Bugün 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü.  Kapatılmasının ardından üzerinde çok konuşulan, hakkında binlerce kitap ve makale yazılan Köy enstitülerinin Türkiye’nin kurtuluşu olabileceği bugün çok daha iyi anlaşıldığı halde neden kapatıldığı konusunu gözler önüne sermeye çalıştık.

“Türkiye tarihinin modernleşme süreçlerinin eğitime yansıyan en önemli noktalarından birisi olan Köy Enstitüleri, ilk kez 1940 yılında kurulduğunda birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. 1954 yılında kapatılan Köy Enstitüleri üzerinde dönen tartışmalar, kapatılmasıyla son bulmadığı gibi basit bir tartışmanın da çok ötesindeydi. Tartışmaların temsil ettiği şey bir okul değildi. Tartışmalara konu edinen şey; ilerici, bilimsel, laik ve halkçı eğitimin kendisiydi. Bütün bu tartışmaların içinde, kendisine yöneltilen gerici eleştirilere rağmen Köy Enstitüleri, Türkiye tarihi için önemli nesiller yetiştirmiş ve bugün inkar edilemeyecek bir eğitim mirası bırakmıştı. İşte Köy Enstitüleri projelerinin, kurulduğu yıllarda bütün bir Türkiye’yi kapsayan ağının haritası.

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun hemen ardından 1924 yılında düşünsel temelleri atılan Köy Enstitüleri; aydınlanma hareketini memleketin en ücra noktalarına taşıyan, ulusal kalkınmayı köylerin kalkınmasıyla ilişkili gören bir hareketin sonucu olarak hayata geçirildi. 1924 yılında Amerikalı Eğitimci John Dewey, hazırladığı Türkiye Maarifi Hakkında Rapor Köy Enstitülerinin düşünsel temellerini oluşturan ilk belge oldu.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          Daha sonra devam eden çalışmalar ile 1933 yılında Köy İşleri Komisyonu kuruldu, 1940 yılında 3803 sayılı  Köy Enstitüleri Kanunu ile Köy Enstitülerinin açılmasına karar verildi. Bu kanuna göre;  Köy Enstitüleri, köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabının yetiştirmek amacı taşıyordu. 1954 yılına kadar toplam 21 köy enstitüsü açıldı.

Türkiye’yi saran ağ

Türkiye’de ilk açıldığı 1940 yılından kapanana kadar toplam 21 tane Köy Enstitüsü kuruldu. Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Malatya, Adana, Samsun, Sivas, Trabzon, Van’da kurulan enstitüler Türkiye’nin her yerinden öğrenci aldı. Öğrenci almadıkları iller o yıllarda henüz il olmamışlardı.

Köy Enstitüleri’nin her yere yayılmasıyla birlikte ilköğretimde köyde yaşayan çocuklar için fırsat eşitliği sağlamanın yanı sıra köy işlerine ilişkin becerisi yüksek ve köyün kalkınmasını sağlayan nesiller yetiştirildi. Bu, enstitülerde verilen eğitimin önemli kısmı, ziraat ve teknik derslere ayrılması sonucunda gerçekleştirildi.

Verilere göre; 1940 yılında Türkiye’de okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 75 iken, Köy Enstitüleri’nin kapatılmasından bir yıl sonra yapılan değerlendirmelerde okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 59’a kadar geriledi.

Köy Enstitülerine gerici saldırı ve sol korkusu

Köy Enstitüleri bir eğitim programı olarak eleştirilmenin ötesine genel anlamda ideolojik sebeplerle eleştirilerin odağı haline geldi. Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ayrılmasından sonra Köy Okulları’na dönüştürülen Köy Enstitüleri, 1954 yılında Demokrat Parti’nin iktidarında kapatıldı. Köy Enstitülerinin kapatılmasını savunan Demokrat Parti kadrolarının aynı zamanda Köylüyü Topraklandırma Kanunu’na muhalefet eden isimlerden oluşması tesadüfi değil. Büyük toprak sahiplerinin yararına olan feodal ilişkilerin sürmesi için Köy Enstitüleri’nin kapatılması önemli bir aşamayı oluşturdu.

Bununla birlikte Köy Enstitüleri’nin suçlanmasında muhafazakar anlayış önemli bir rol oynadı. Karma eğitim ve öğrenciler arasında “aşırı” sol akımların güçlenmesi iddiası da suçlamaların arasında yer aldı. Köy Enstitüleri’nde yapılan üretim tekniklerinin “gelenekten uzak olması” ve üretim yapılmasının kendisinin “komünist üretime” benzetilmesi de eleştirilerin odağı oldu. Ayrıca Köy Enstitüleri Dergisi zararlı yayın olarak nitelendiriliyor, derginin içinde bulunan yayımlar komünizm propagandası olarak değerlendiriliyordu.

Hasan Ali Yücel ve Sabahattin Ali, Nihal Atsız tarafından yazdığı açık mektupla 1944 yılında hedef gösterildi ve “Irkçılık-Turancılık Davası” olarak bilinen süreç yaşandı. Özellikle Sabahattin Ali’nin 1945 yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsünü ziyaret etmesi ve burada öğrencilerle sohbet etmesinin ardından gerici eleştiriler yoğunluğunu yükseltti.

23 Mayıs 1945’yılında Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, TBMM’de Eskişehir Milletvekili Emin Sazak ile Köy Enstitüleri konusunda tartışmaya girdi ve şu ifadeleri kullandı:

“Arkadaşlar, Emin Sazak arkadaşımın oturduğu yerde içini çekmeye hakkı vardır. Çünkü ilköğretim dâvası milletlerin rüşdünü ispat etme dâvasıdır. İlköğretim davası feodal sistemle kendisini idare etmek isteyenlerin samimi olarak istemeyeceği bir dâvadır.”

1946 sonrasında ise Köy Enstitüleri hem niteliği yönünden birçok uygulamayla zayıflatılmaya hem de teker teker kapatılmaya başlandı. 1954 yılında ise Köy Enstitüleri kapatıldı. Demokrat Parti iktidarıyla birlikte İmam Hatip Okulları açılmaya başlandı.

 

 


SALİM ÖZYILMAZSALİM ÖZYILMAZ