O Güzel İnsanın Ardından Yazmak !

Tam 2 hafta önce, sabah Gazeteciler Cemiyeti'nde konuklarımız vardı.
Bu makale 12 Ekim 2012, Cuma 01:53:32 eklenmiş ve 3109 kez görüntülenmiştir.
Sezai Matur

Gazeteden Uğur ısrarla arıyor, ben de telefonda aramayı reddediyorum.
Konuklarımızı uğurladık.
Hemen Uğur'a döndüm.
"Abi Recep Bolat vurulmuş. Adnan Uyumaz gazetede vurmuş. Toyota'ya götürmüşler" dedi.
O an beynim durdu.
Ne yapacağımı bilemedim.
Necdet Başoğlu ve Hasan Coşkun'la hemen hastaneye geçtik.
Recep tomografi odasındaydı.
Tomografi çekilirken bir yandan da kendisini getiren acil servis ekibi de komuta odasından bakıyorlardı.
Nasıl olduğunu bile soramadım.
Biraz sonra çıkardılar, ameliyathaneye götürülürken peşinden koştum.
Ama oksijen verildiği için yüzünü göremedim.
Ameliyathanenin kapısından ayrılıp hastanenin önüne çıktığımda Recep'in eşi Berrin Hanım'ı gördüm.
Panik haldeydi, bana Recep'i sordu.
Nasıl oldu, bilmiyorum; Recep'in ameliyata girerken iyi göründüğünü, konuştuğumuzu söyledim.
Yalan söylemiştim.
Yanında duramadım, bir odaya kaçıp ağladım.
Bu arada sadece Recep'in değil iki arkadaşımızın daha yaralı olduğunu öğrendik.
Bir müddet sonra da Devrim'in vefat haberi geldi.
Saatler süren ameliyatlardan doktorların iyi haberlerle çıkmasını bekledik.
Bir taraftan Eğitim Araştırma'dan Mustafa Süke'den iyi haber almaya çalışırken bir yandan da Recep'in durumunu öğrenmeye çalıştık.
Bu arada olayı duyan hastaneye koşmuştu.
Ameliyat bitti.
Recep'i ameliyat eden Toyota'nın Genel Cerrahı Dr. Suat Sancaktar samimi bir şekilde ameliyatı ve sonrasında yaşanabilecek riskleri anlattı, daha üst seviyede bir hastaneye götürülmesinin daha iyi olacağını söyledi.
BİK Genel Müdürü Mehmet Atalay'ın girişimleriyle İstanbul Özel Çamlıca Alman Hastanesi'ne götürülen Recep'ten ilk günler hep iyi haberler aldık.
Bu arada gazeteci arkadaşımız Mustafa Süke'nin yaşamsal riskinin ortadan kalkmasıyla biraz moral bulduk.
Ancak olaydan bir hafta sonra Recep'in durumu bozuldu.
Geçtiğimiz Salı 8 saat süren bir ameliyata alındı.
Sonrasında ise hep uyutuldu.
Pazartesi sabah saatlerinde gelen bir haber moralimizi bozdu.
Doktorlar hayati riskin bir hayli arttığını söylemişlerdi.
Akşam saatlerinde ise acı haberi aldık.
O güzel insanı kaybetmiştik.
Sakarya, Sakarya basını; Devrim'den sonra, utanç verici, kahredici bir ölümle daha karşı karşıyaydı.
Recep 2 yıldır tanıdığım bir meslektaşımdı.
Aynı yıllarda İstanbul'da iletişim eğitimi almışız.
O Marmara Üniversitesi'nde ben İstanbul Üniversitesi'nde.
Aradan yıllar geçtikten sonra yollarımız Sakarya'da kesişmişti.
Basın İlan Kurumu Şube Müdürü olduktan sonra fiili olarak gazetecilik yapmasa bile gazetecilik ruhunu hiç kaybetmedi.
Sakarya'daki gazetelerin daha nitelikli olması için hepimize yol gösterici oldu.
İstanbul'da edindiği deneyimleri yerele aktarmak istiyordu.
Yerel gazetelerin güçlenmesi için ayda bir gazete patron ve yöneticilerini, şehrin ileri gelenleriyle buluşturmayı konuşmuştuk.
Yaşadığı sorunları, kimseyi kırmadan, incitmeden aşmaya çabalıyordu.
Zordaki insanlara yardım etmek için nasıl çırpındığına bir çok kez şahit oldum.
Ailesine çok düşkündü.
Buna rağmen ilk yıl çok sevdiği kızının okulu bölünmesin diye yalnız kalmıştı.
Sonra ailecek geldiler.
Sakarya'ya yerleştiler.
Çok güzel dostluklar kurdu.
2 yılda bizden çok daha Sakaryalı oldu.
Sakarya'nın sorunları için kafa yormaya, çözümler aramaya başladı.
Sakarya Recep'in değerini bilemedi.
Arkadaşlarıyla birlikte Sakarya'daki hastalıklı toplumsal yapıdan beslenen, bu hastalıklı yapının ürettiği bir katilin hedefi, bizim de şehidimiz oldu.
Canımız acıyor.
Acımız büyük.
Bugün Recep'i memleketi Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde sonsuzluğa uğurlayacağız.
Eminim ki; O kabrinde nur içinde yatacak.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
bizimakyazi.com
© Copyright 2018 akyazı. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
BÖLGE HABERLERİ