Ne Doğu’nun Ne de Batı’nın Namusu?


Bu makale eklenmiş ve 22077 kez görüntülenmiştir.
Engin Senol


Türkiye gerçekten değişiyor. Türkiye’de laiklik denen ve resmi ideoloji ile endoktrine olmuş, - Din terakkiye manidir- anlayışı, hemen peşinden de -din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak- anlamı artık -din ile devlet anlayışını birbirinden ayırmak- noktasında doğru bir tarife gidiyor.


Aslında özgürlükçü demokrasilerde din ve dünya işleri çok da dünya işlerine karışır. Hadi Amerika’da ayırın bakalım. ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın her yönden dini motiflerle yüklü olan yemin törenini hatırlayın. Milyonlar Washington’da, televizyon başında 1 milyar insan izledi. Rahip Rick Warren dua ile töreni açtı. Başka rahip Joseph E. Lowery tarafından –takdis- ile tören sona erdi. İkisi de Allah’ın inayeti ve merhameti üzerine konuştu. Kutsal metinlerden pasajlar okundu, uzun uzun da dua ettiler. Bizde böyle bir yemin töreni yapılsa meşhur laiklik savunucuları ne derdi acaba? Anayasa mahkemesine ne sebeple koşarlardı dersiniz? Kapatma davaları peşi sıra gelirdi. Hele  İsrail’de dinin aleyhine bir tek konuşamazsınız. Meclislerinde hahamlar vardır. Yani Türkiye’de laiklik anlayışının karşılığı yoktur o gelişmiş dediğimiz ülkelerde. Türkiye’de laiklik anlayışı resmen dine musallat olmuş haliyle gelindi bu güne kadar. Batının istediği şekilde, üstelik kendinde uygulamadığı, despotizmin bir aracı gibi algılanması istendi öyle de uygulatıldı.


 Dünya insanlığı mutsuz. 7 milyar insanın büyük bir bölümü umutsuzluk batağında çırpınıyor. Zira herkesin karanlık dediği Ortaçağ’da bile onların Tanrı dediği bizim Allah’ımızın yaratılmış ve kaderi O’nun tarafından belirlenmiş varlıklar olarak hayata tecrübe etme anlayışın kaybolmasıdır. İnsanlık hayata güçlü bir mana, tevekkül ve iyimserlikle bakamıyor. Ne yazık ki Türkiye’de ki yoğun düşünce özellikle gençler bu akımın pençesinde kıvranıyor.  Batı’nın yaygın mutsuzluk hastalığı bize de bulaştı.  Hayatın Allah tarafından belirlenmiş bir anlam ve amacın olmadığı fikri, Türkiye’de kökleşiyor.


Batı mutluluk reçeteleri aradı. Mutlak hakikate bağlanma arayışlarında zalim diktatörler çıktı. Sonra uyuşturucu , spor müsabakaları, müzik akımları. Rock müziğinde efsane olmuş grupların bazı sözlerinde şeytana övgü düzen parçalar bizim gençliğin ağzında hit oldu. Bugün yoğun heyecanların yaşandığı konserlerde gençler kafa sallayıp kendinden geçmeyi marifet sayıyor. Bırakın Satanizm denen şeytana tapan fikirler, arkadaşlarını kurban ettiriyor. Siyahlara bürünmüş, uzun tırnaklar, garip boyanmış saçlarla dolaşan gençler,  artık en mutavazi il, ilçe hatta köylerde bile görülmeye başlandı.


Spontane mutluluk takviyeleri gençleri toplumdan koparıyor. Özellikle internet bağımlılığı bunun bir parçası. Saatlerce bilgisayar başından kalmayan çocuklar için acil bir önlem almak lazım. Bir de pahalı bir jip alınca başının göğe erdiğini düşünen Ahmet abi ile sol koltukta gözlüklerini takıp, bakışlarını değiştiren, her ortamda kocasının kazandığı paraları anlatmak hastalığına düçar olan Kıymet  hanımın durumu ise daha tehlikeli bir hal aldı.


Peki bunca olumsuzluğun içinda dindarlığın durumu ne? Veya sahte dindar olma tehlikesi var mıdır? İşte bu konuda sözü temel, yanlışsız, değiştirilmemiş, değiştirilemez, tüm yaşamın kaynağı, eşsiz kitabımız bakın ne diyor? “İşte (şu) namaz kılanları vay haline! Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar. Onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler. (Maun Suresi, 4:7)


Sahte dindarların ötesinde sadece tutkularına yenik düşüp dini ahlakın gereklerini yerine getirmeyen  pek çok dindarın varlığı da doğrudur. Fakat Türkiye’de ki dindarında, dine inanmayınına kadar herkesin temel bir promlemi var: Ahlaklı olmak  Hele hele tam bir ahlak abidesi olan, temeli dürüstlük olan İslam dininin mensubu olmak gibi bir nimetin içinde iken bunun farkında olmamak yok mu? İşte bütün mesele burada. Tabi dinden bi haber, zaten içindeki nefreti açıkça ortaya koyamayan tipler, bu tip kişiler üzerinden yazmadığını da bırakmıyor sutünlarında. Kin kusuyorlar böyle zayıf Müslümanlara.


Türkiye’nin problemi sağcısının, solcusunun, laiklerin, dindarı, dinsizinin, liberalinin kısaca toplumun temel problemi Ahlaksızlık.  Türkiye bu problemi çözmeli. Türkiye bunu yeniden öğrenmeli. Namus değerini yeniden keşfetmeli. Türkiye artık ne Doğunun ne de batının namusunu yaşamamaktan kurtulmalı…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
bizimakyazi.com
© Copyright 2017 akyazı. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
BÖLGE HABERLERİ