SORMAYIN GİTSİN


Bu makale 2020-04-23 23:14:49 eklenmiş ve 14787 kez görüntülenmiştir.
Engin Senol

 

Sakarya mı? "Sorma Gitsin...

" Türkiye Gazetesi'nin Ekonomi Servisi'nde muhabir sonrasında çalıştığım bu bölümde müdür olduğumda her gördüğüm işadamına “Sakarya´ya gelin yatırım yapın”diye de psikolojik baskı uygulamayı da ihmal etmezdim. Zira hafta sonları Küçüçek´e, Akyazı´ya gittiğimde oraya 2-3 genç gelir iş konusunda yardım isterdi. Türkiye´nin zor günleriydi, işsizlik had safhadaydı. Tam o sıralarda Japonların Sabancı Grubu ile ortak yatırım kararı verdiklerini haber yapmıştık. Akyazı’ya

GELİN, TOYOTA'YI SAKARYA'YA KURUN

İşte “ Biz Türkiye´de Toyoto´yı beraber üreteceğiz” kararını açıkladıkları basın toplantısında hemen Rahmetli Özdemir Sabancı´yı yakalayıp “Bu yatırımı Sakarya´ya yapın” diye ısrarda bulunmuştuk. Karşıma çıkan her fırsatta karşısına dikilip bir istekte bulunuyordum. “Gelin bu fabrikayı Sakarya´ya yapın…

 ” TOYOTA FABRİKASI FAY HATTI ÜZERİNDE KURULU

 Zekasına hayran olduğum, mutevazı kişiliğini takdir ettiğim Özdemir Sabancı, başlangıçta fabrikanın Sakarya´da kurulmasına hiç umut vermedi. Zira Japonlar, Gebze yakınlarında bir yer arıyorlardı Gebze´de ki yer için problem çıktı. Sakarya´da fabrikanın kurulabileceği yerler konusunda alternatier belirlemeye başladık. Nitekim fabrikanın şu an kurulduğu yer çok beğenildi. Fakat bu kez de deprem riski önümüze engel olarak çıktı. İngiltere´den gelen ve uzaydan çekilmiş filmlerde arazinin ortasından fay hattı geçiyordu. Hatta bir keresinde “Bak Engin. Bunlar İngiltere´den geldi. Uzay´dan çektirdim ve 200 bin dolar da para ödedim. Sakarya hele bizim fabrika için beğendiğimiz arazinin durumu. Bak bu araziden geçen büyük bir deprem hattı fay var. Buradan uzanıyor, şöyle Akyazı´ya doğru gidiyor” diye tarife başlayınca bana heyecan bastı. Bir ara yüzüme baktı bir gariplik olduğunu hissetti. “Yahu korkma o kadar. Bu biz değiliz ama Japonlar depreme alışkın. Eğer bu araziyi alırsak yerin altına tam 80 metre yüzlerce kazık çakacağız. Ben şahsen bunu görünce fabrikayı burada kurmaktan vazgeçecektim ama Japonlar depremden korkmamamı, yer altına güçlü kazıklar çakarak bunun halledileceğini söylediklerinden rahatladım” dedi,

 SİZİN EVİ DE KAZIKLAKLA SAĞLAMLAŞTIRIRIZ

Benim bu belgeyle Sakarya´ya yatırımdan vazgeçtikleri sonucunu çıkardığımı ve telaşlandığımı zannetti. Oysa benim derdim daha farklıydı. Fay hattının nerelerden geçtiğini anlatırken Küçücek´te ki evimizin tam fay hattı üzerinde olduğunu anlamamdan dolayı tedirgin olmuş, bir an kalp atışlarım artmıştı. Bunu söylediğimde “ Korkma sizin evi de kazıklarla sağlamlaştırırız “ diye de espri yaptı.

 Özdemir Sabancı ile bu ilişkiler devam ederken ben de ulusal bir televizyonun Sabah Haberleri sorumluluğunu almıştım. Gece sabaha kadar çalışıp, hiç uyumadan Marmara Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı´nda yüksek lisans derslerine katılıyordum. Yine yarı uykulu bir halde Prof.Dr. Ahmet Tabakoğlu´nun Osmanlı İktisat Tarihi dersini dinlerken, o ilk çıktığında büyük parke takozuna benzeyen telefonum çaldı. Hocam´ın “Bu da nedir?”bakışları arasında dışarı çıktım. Arayan Özdemir Sabancı´nın sekreteri Nilgün Hasefe´ydi. “Özdemir Bey, madem Toyotosa´nın Sakarya´ya kurulmasında o kadar ısrarlı beraber gidelim de şu köylüleri ikna etmemize yardımcı olsun diyor”deyince içimden “Ne diyeyim yeter ki Sakarya´ya bu fabrikayı yapsın da…” dedim.

  ÖZDEMİR SABANCI KÜÇÜCEK'TE

Sakarya´ya gittik. Sonrasında yine beraber Küçücek´teki arazileri gezdik. Hatta Küçücek´te sevgili dostum, Yalova Emniyeti'nden emekli Saim Meral kardeşimin kahvesinde oturduk, bir de çay içtik. Şöyle etrafını gözlemledikten sonra “Engin bu beldenin insanlarının bilinç altında bir problemi var. Bu insanların neden bu kadar yüzleri asık”diye sordu. Sonra bugün Kuzuluk´da ki Yazakisa´nın faaliyet gösterdiği bulunduğu binalar gündeme geldi. Küçücek´de bugün ki sanayi bölgesinin yukarısında yer alan ormanlık alan çok hoşuna gitti. Fakat o araziyle ilgili problemi o zaman çözemedik. Bildiğim kadarı ile buralarla ilgili çeşitli projeler gündeme geliyor. Fakat en ideali içinde Futbol Okulu´nun da yer altığı bir spor kompleksinin yapılmasında büyük fayda var diye düşünüyordum. Şu an ise Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'ne  tahsis edilip Akyazı Bilimleri Fakültesi ile ilgili projlerle gündeme gelmesi harika bir gelişme. Bu proje Akyazı'nın kaderini değiştirir. İşte Özdemir Sabancı´yla yaptığım o yolculuklarda güzel anılarım oldu. Kendisinde müthiş bir güven, vizyon ve kararlılık görmüştüm. Türkiye ile ilgili çok umutları vardı. Bu yüzden de kendisini çok sevmiştim. O da bizi. Bana çok anılarını anlattı. Hayatında ki çok güzellikleri, acılarını paylaşmaktan kaçınmadı.

 RUHUN ŞAD OLSUN NECATİ YÖNET

Bu satırlarda şimdi rahmetli olmuş değerli bir insanı daha anmak istiyorum: Karapürçek ilçesinin Ahmetler Mahallesi´nden Pala lakaplı Necati Yönet´i. Hollanda´da çalışan, emekli olduğun da da sık sık Türkiye´ye gelip burada ki dostlarıyla bir arada olmayı seven bu güzel insan bu çabalarımın en büyük destekçisiydi. Zira bu koşuşturmalarda Pala Necati´nin otomobilini almak zorunda kalıyordum. O zaman mesleğin başında bir muhabir olarak bir otomobile sahip olacak parayı henüz kazanamamıştım. Rahmetli Necati Abi “Engin eğer bu fabrika Sakarya´ya yapılacaksa, benim bu taka Opel bu iş için sana yarayacaksa parçalasan bile gözümde yok“demiş, adeta anahtarları elimize zorla verirdi. Bazı köylüleri Toyotosa´nın o zaman ki merkezi olan Maltepe´de ki Sabancı Binası´na çok taşıdım. Sonra da geri götürür yine ´a işime dönerdim. İstanbul “Bu kadar koşturdun ne çıkarın oldu?”diyenler olabilir. Bir kuruş çıkarım olmadığı gibi bu koşuşturmalarda harcamalarda aldığım gazetecilik maaşından gitti. Benzin paraları da dahil. Rahmetli Özdemir Sabancı –“Bu kadar ısrarla koşturuyorsun. Benden ne bekliyorsun?”diye sorduğunda hep aynı karşılığı verdim. “ Bir Sakarya´lı olarak bu fabrikayı benim memleketime kurman bizim için en büyük nimet. Binleri aşan insana aş olacak. Bundan başka ne istenebilir?”

 

Ne bekliyorsun sorusunu çeşitli ortamlarda bana tam üç kez sordu. Her keresinde de aynı cevabı alınca samimiyetimize inandı. “Sen bir şey beklemesen de banttan çıkan ilk arabayı sana vereceğim” diye takılmıştı. Tabi böyle bir olay da olmadı. Ben de mesleğime duyduğum saygı ve etik gereği hiçbir zaman bu sözü ne kendisine ne de yakınlarına hiç hatırlatmadım. Zaten bu konuda bir sorumluluk oluştuysa da – helal ettim– gitti. Nitekim araziyle ilgili problemler halledildi. İnşaatı bildiğim kadarı ile ENKA yaptı ve yer üstüne yaptıkları yatırımın yarısı kadar yer altına kazık çakarak muazzam bir tesis kurdular.

Depremde Toyotasa (Bugün Toyota oldu) fabrika binasında bir çatlak bile oluşmadı. Sık sık kazılar sırasında çıkan odun parçalarını gösterdi. “Engin sizin Sakarya´nın altı çok çürük” derdi. Nitekim depremde bunun doğruluğu ortaya çıktı.

SAKARYA NEHRİNDEN KARASU'YA TAŞIYACAĞIM

Sakarya´yı çok seviyordu ve çok umutları vardı. Sakarya ile ilgili “ Öyle bir şehir olacak ki, ….”diye başlayan projeleri ölümüyle beraber söndü. Hatta bir seferinde “Toyotaları Sakarya Nehrinden Karasu'ya taşıyacağım” demişti

 

Neden öldürüldü sorusu üzerine çok yazı yazıldı. Tabi ki otomotiv tröstlerinin parmağı olabilir. Hatta Sabancı Grubu´nun büyümesinden rahatsız olanlarda vardır. Hiç unutmuyorum Tarih: 6 Ocak 1996. Türkiye´nin en iyi polis muhabirlerinden biri olan, TGRT Haber Merkezi'nde beraber çalıştığım, sonra Kanal D Haber Merkezi´nin Haber Müdürlüğü yapan, sevgili dostum Salih Selçuk cep telefonumdan aradı. Heyecanlı bir sesle “Abi biliyorum çok üzüleceksin ama maalesef Sabancı Kuleleri´nde gerçekleşen suikast sonucu Özdemir Sabancı hayatını kaybetmiş. Toyotosa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe de ölmüş…”

Dudaklarımdan “Türkiye de Sakarya da çok şey kaybetti…“sözcükleri döküldü. O zaman ulusal bir Televizyonun Haber Dairesi Başkanlığı´nı yürütüyordum. Hemen altyazı metnini kendi ellerimle yazdım ve sevdiğim bir dostumun haberini ilk olarak kitle iletişim araçları içersinde Türkiye´ye ve dünyaya duyurmak da bize düştü. O an yaşadığım duyguları burada tarif etmem çok güç.

 Aradan aylar geçti. Hem başsağlığı dilemek hem de biraz Türkiye gündemiyle ilgili konuşmak için Rahmetli Sakıp Sabancı´yı Sabancı Kuleleri´nin 24. kattaki makam odasında ziyaret ettik. Yanımda o zaman haber merkezimizde çalışan tecrübeli muhabir, Sakıp Sabancı´nın da yakında tanıdığı aynı zamanda iyi bir gazeteci olan Fikret Helvacıoğlu vardı. Söz döndü dolaştı Özdemir Sabancı´ya geldi. O Türkiye´nin en zengin, dirayetli, sempatik iş adamı bir anda kendisinden geçti hüngür hüngür ağlamaya başladı. Sakıp Sabancı´yı durdurmak, teskin etmek ne mümkün O anın görüntüleri hala elimdedir. Biz o anla ilgili görüntüleri hiç bir zaman yayınlamadık. Bu görüntülerden gazetecilik dürtüsüyle haber çıkarmadık. Kardeş acısının ne olduğunu o zaman anladım. O Türkiye´yi güldüren, şen şakrak adamı söz Özdemir Sabancı´ya gelince artık kendini tesellilerimize duymayacak şekilde kendini bırakmıştı. Bir ara sustu, elimden tuttu ve Özdemir Sabancı´nın benim için kendisine çok özel, güzel sözler söylediğini anlattı. Tekrar sarıldı ağladı, sarıldı ağladı. Elimden tuttu yürüdük. Şimdi ikisi de yok. Sabancı Grubu onların yokluğunu iliklerine kadar yaşıyor. İşleri de kolay değil. Allah her ikisine de rahmet eylesin. Toyotasa´nın Toyota olmasını, ürettiği otomobillerin sürüvenini, payını, fabrikanın Sakarya çevresine kattıkları yanında aldıklarını şöyle izliyorum da “ Özdemir Sabancı yaşasaydı böyle olmazdı”diyorum. Benim güzel şehrim de böyle kalmazdı. Hele hele "Toyota Sakarya'ya kurulmasaydı daha iyi olurdu"diye konuşan densizleri gördükçe daha da üzülüyorum. ...Bir de insanların kurumlar ve vizyon için ne kadar önemli olduğunu gördük. Sabancı Holding'in bugün geldiği nokta pazar buna en güzel örnektir.

Sakarya mı? Sormayın gitsin

 

  

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
bizimakyazi.com
© Copyright 2020 akyazı. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
BÖLGE HABERLERİ