BU GÜN 17 AĞUSTOS ASRIN DEPREMİNİN 16. YILDÖNÜMÜ


Bu makale 2015-08-15 08:07:33 eklenmiş ve 1612 kez görüntülenmiştir.
Kenan Certel

17 Ağustos 1999  bölgemiz için asla unutulmaması gereken bir tarih. Bu tarihten sonra da sürekli ders almamız gereken bir zaman süreci. Oysa geçen süre içinde zamanın bir çok şeyi unutturduğunu, hafızalarımızı biraz yoklarsak anlayacağız. Ne olmuştu o gün. Sevdiğimiz kaç kişiyi alıp götürmüştü o büyük deprem. Eminim bir çok kişi sayısını hatırlayamayacak. Dolaştığımız caddelerde hangi evler yerle bir olmuştu hatırlamakta zorlanacağız.

 Tekrar o acıları hatırlamak için değil ama  o günleri unutmamak için unutturmamak için bir an o günün sabahına dönelim.

 Ağustos sıcakları sürüp gidiyor. Bütün vatandaşlar derin uykuda. Saatler 03.02 yi gösteriyor. Ay ışığı dünyayı aydınlatıyor. Gece sakin ve sessiz. Her şey olağan gibi görünüyor. Birden  büyük bir patlama sesi duyuluyor. Sanki yer yerinden oynuyor. Gökyüzünde müthiş bir aydınlık. Ve aydınlığın yerini büyük bir uğultu ve toz bulutu alıyor. Binalar adeta yere yatıp kalkıyor. Derin uykusundan uyanan halk olup biteni anlamaya çalışırken karanlıkta bir an ne yapacağına bile karar veremiyor. Sonra canını kurtarmak için  oraya buraya koşuşuyor.

Oysa kaçmak ne mümkün. Ayakta durmak bile olanaksız. Herkes can derdine düşmüş. Canını kurtarmayı başaran  anne, baba, çoluk, çocuk  herkes sokakları dolduruyor. Herkes bir an kıyametin koptuğunu düşünüyor. Evlerden feryatlar, sokaklardan çığlık sesleri gecenin sessizliği içinde yankılanıyor. Deprem hala devam ediyor. Sevdiklerini evlerinde bırakıp kaçabilenler başka bir umutsuzluğa kapılıyor.

 Kısa süre içinde 45 saniye süren 7.4 şiddetindeki depremin merkezinin Gölcük olduğu anlaşılıyor. Bu büyük sarsıntı bir anda Elektrik, Su ve haberleşme sistemlerini felç ediyor. Dünya ile ilişkimiz kesiliyor.

 Günün ilk ışıkları ile birlikte acı haber kulaktan kulağa dalga dalga yayılıyor. Depremin Gölcük başta olmak üzere Adapazarı ve Akyazı, Yalova ve İstanbul’un bazı semtlerinde büyük can ve mal kaybına sebep olduğu gerçeği yürekleri parçalıyor.

 Yakınlarını enkaz altından kurtarmak için amansız bir gayret gösterenler sağ bulabildikleri yakınları ile sevinçlerini paylaşırken, Hastaneler yaralılarla dolup taşmıştı. Yakınlarını kaybedenler ise büyük bir acı içinde kahroluyor.

 Akyazı’lı vatandaşlar bu güne kadar bir çok deremi görmüş ve yaşamıştı. ancak böylesini ne görmüştü ne de yaşamıştı. Deprem 11 i köylerde olmak üzere toplam 74 sevdiğimizi alıp götürmüştü. Yaralı olarak hastanelere kaldırılıp bir daha kendisinden haber alınamayan kayıp insanımız  bu sayı içinde yer almadı. Depremin bölgemizde aldığı can ise resmi kayıtlarda 18 bin civarında gösterilirken  gerçek rakam ise asla öğrenilemedi.

 17 Ağustos deyince unutamadığımız bir de isim var. Cemalettin Özdemir. O günün Akyazı Kaymakamı. Depremin olduğu saatten itibaren tam 3 yıl gecesini gündüzüne katarak yaşanan felaketin yangını söndürmek için her şeyini ortaya koyan ve çok şey yapmayı başaran bu adam gibi adamı da unutamadık.

O günden bu güne kadar hiçbir yetkilinin hatırlamadığı hatta unuttu diyebileceğimiz 17 Ağustos depremini O hiçbir zaman unutmadı. Buralardan çok uzaklarda olmasına rağmen aracılığımızla gönderdiğii mesajlarla Akyazı’ya ve Akyazı’lılara taziyelerini göndermeyi ihmal etmedi.

Bu vesile ile O özel insanı bir kez daha minnet ve şükranla yadediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
bizimakyazi.com
© Copyright 2018 akyazı. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
BÖLGE HABERLERİ