KUTLU DOĞUM ÜZERİNE

Ali Altınkeser : Şehit Yüzbaşı Halil İbrahim Sert Anadolu Lisesi Din Kültürü Öğretmeni
Bu makale 25 Nisan 2014, Cuma 18:42:50 eklenmiş ve 2612 kez görüntülenmiştir.
Kenan Certel

Geçtiğimiz hafta Akyazı Şehit Yüzbaşı Halil İbrahim Sert Anadolu Lisesi düzenlediği bit programda Yüce paygamberimiz Hazreti Muhammedin doğum yıldönümü dolayısı ile bir kutlama  programı düzenledi. Programda Okulun Din Kültürü Öğrertmeni Ali Altınkeser de konu ile ilgili mükemmel bir konuşma yaptı.

Ben de siz değerli okuyucularımızın da beğeneceğini umduğum bu konuşmayı köşeme taşıdım.

"Rahman ve Rahim olan, insanoğlunu ve bütün kâinatı rahmetiyle var eden, Allah’a hamdolsun.

İnsanlığı şefkat ve merhametle tanıştıran, ilmek ilmek sevgi ile dokuyarak, şefkatle bir rahmet toplumu inşa eden, yüce Peygambere selam olsun.

Bugün insanlık tarihini derinden etkilemiş, mesajları ve hayatıyla insanların aydınlanmasına ve olgunlaşmasına istikamet vermiş Allah'ın elçisi Peygamber Efendimizin dünyamıza teşriflerinin 1443'üncü senesini idrak ediyoruz." 

 Bizler; iyiyi kötüden ayırt etmeyi, birbirimizi sevmeyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, ahlakın güzelliklerini, dürüstlüğü, ihlâsı, samimiyeti, doğruluğu, erdemli olmayı, insana saygının en yücesini, şefkat ve merhametin sınır tanımayan boyutunu, adaletin en güzel tatbikatını, kısacası her şeyin en iyisini ve en güzelini, O Rahmet peygamberinden öğrendik.

Sözde ve eylemde tutarlı olmayı O’ndan öğrendik.

Kur’anın ete-kemiğe bürünmüş halini O’nda gördük.

Bu yüzden O’na yürüyen Kur’an’ dedik.

 O, bizi hayat verecek şeylere çağırmıştı. O, bize sevgi ve barış dini olan İslam’ı tebliğ etmişti. O, bize bir cahiliye toplumundan medeni bir millet oluşturmanın sırlarını öğretmişti.

İnsanların birbirini göz kırpmadan boğazladığı bir dönemde barış içerisinde yaşamanın yollarını insanlığa sunmuştu. Birbirine düşman olan toplulukları, grupları, kabileleri kardeş yapmış; yüreklere çökmüş kin ve nefret tohumlarının yerine sevgi ve hoşgörü duygularını ekmişti.

Bütün dünyaya hak ve adaleti öğreten, gerçek insanlığı gönüllere kazıyan, İslam’ı anlatan sevgili Peygamberimiz (s.a.v) eşsiz örnek ve önder olarak daima kalbimizdedir.

Bu bakımdan O’ndan uzak kalmak, O’nun sünnetini terk etmek, O’nun rahmet ve müjdesine koşmamak, bir Müslüman için felaketlerin en büyüğüdür. Çünkü rahmetin adıdır O. Müjdenin adıdır O. Merhametin adıdır O. Kardeşliğin adıdır O. Samimiyetin adıdır O.

Yüce Mevla’mızın, “Hiç şüphesiz büyük bir ahlak üzerindesin sen.”, buyurduğu gerçek ahlakın şerefli göstergesi yalnız O’dur.

Hayatın gayesinin, yaratılışın manasının silindiği, her şeyin manasız olduğu, başıboşluk ve hüzün örtülerine büründüğü 21.yy insanı; maddi anlamda çağlar atlayıp bütün ihtiyaçlarını karşılamış ama ruhunu paslandırmış ve çürütmüştür

 Dünyayı iman ve Kur’an nuruyla aydınlatan, insanın insana kul, köle olmasını önleyen, insanı hürriyete, adalete, eşitliğe, huzur ve saadete kavuşturan yaratılmışların en yücesi olan Peygamberimiz (s.a.v)in örnek ahlakını çok iyi araştırmalı, bu yüzyılın duyarsız ruhlarına aşılamalıyız.

Çok Kıymetli Okuyucular!

Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığımız Kutlu Doğum Temasını Din Ve Samimiyet olarak belirlemiştir.

NEDEN DİN-İHLÂS ve SAMİMİYET?

“Bugün ihlas ve samimiyetin ne olduğunu unuttuğumuz, yapaylığın ve gösterişin egemen olduğu bir dünyada yaşıyoruz…”

Bugün belki de uygarlığımızın en büyük günahı küresel ölçekte içtenlik ve samimiyeti kaybetmesi, sahicilik ve tabiilik yerine suni, yapmacık ve gösterişçiliği ikame etmesidir. Zira bugün insan, fıtratını, tabii doğallığını kaybetmeye başlamıştır. Toplumlar yalnız kalabalıklara dönüşmüştür. İnsanlar kalabalıklar içinde yaşadığı halde yalnızlaşmış, toplum içinde yaşadığı halde dindarlıklarımızın içtenliği azalmıştır.

Yüzeysellik ve görsellik yüceldi. Söz düştü, imaj yükseldi. İmajları sığınak haline getirdiğimiz bir dünyada en önemli konu, sözü kurtarmaktır. Kurtarılacak sözün başında da Allah’ın kelamı, Hz. Peygamberin sözü gelmektedir. Çünkü sözü kurtarmak, aynı zamanda insanlığı kurtarmaktır.

Şimdi hep birlikte kurtarmak zorunda olduğumuz büyük söze, Sevgili Peygamberimizin dini tarif eden bir hadisine kulak verelim. Hıristiyan bir din bilgini iken hicretin dokuzuncu senesinde Medine’ye gelerek İslam’la şereflenen Temîmu’d-Dârî anlatıyor.

Bir gün Allah Rasulü (sas), ashabına hitap ederken, üç kez tekrar ederek şöyle seslenmiştir: Din samimi olmaktır. Din samimi olmaktır. Din samimi olmaktır. Sahabeden bazıları, “Din kime karşı samimi olmaktır ya Rasulallah?”diye sorarlar.
Sevgili Peygamberimiz de, “Allah’a karşı, Kitabına karşı, Peygamberine karşı, bütün Müslümanlara karşı, hatta bütün insanlara karşı samimi olmaktır.” diye cevap verir.

Sahabeden Cerir b. Abdullah şöyle demiştir: Medine’ye hicretten önce Akabe’de Rasulullah’a vardım ve ‘Sana İslâm üzere biat etmeye geldim, ey Allah’ın Rasulü’ dedim. O da benim ellerimi şefkatle tuttu ve her Müslümana karşı samimi olacağıma, hiç kimseyi aldatmayacağıma, hiçbir mümine karşı kalbimde kin, öfke ve nefret bulundurmayacağıma dair benden söz aldı.

“Samimiyet başkalarının takdirini almak ya da dünyalık bir çıkar elde etmek için yapılan rol ve çabalarla değil, sadece ve sadece Rabbimizin rızasını kazanmakla yaşanabilir…”

Bugün; artık Ruhlar bir şey bekliyor her şeyin madde olmadığını anlatan bir nur istiyor…

Her şeye rağmen ruh ve mana kökleri sağlam; genlerindeki (fıtratlarındaki) saflığı, temizliği barındıran insanoğlu er-geç, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’ in şefkat ve merhamet ikliminde yeni bir dirilişe erecek ve dünyaya sevgiyi, kardeşliği, barışı getirecektir.

Biz, yokluğunun derin yoksulluğunu yaşadığımız Peygamber Efendimizin doğumunun 1443. yılında onu anlayarak analım.

 Kalbimizi samimiyetle yeniden ona ısındıralım. Dağılmış olan gönül dünyamızı onun birleştirici yoluna çevirmeyi kendimize şiar edinelim. Onun yolunda kardeşçe, dostça, dürüstçe yürümeye devam edelim.

Hazreti Muhammed Mustafa (SAV)’in kutlu doğumunun, cennet vatanımızın huzur ve mutluluğuna, necip milletimizin birlik ve beraberliğine, insanlarımızın samimi kardeşliğine, bütün insanlığın hidayetine, Müslümanların da peygamber ahlâkına ve yaşantısına yönelmesine vesile olmasını Cenabı-ı Hak’tan diliyor, Peygamberce bir düşünüşün,  Muhammedi bir misyonun, vizyonun ve aksiyonun tüm gönüllere dolması dilekleriyle sözlerimi bitirirken, hepimize kutlu doğum haftasının güzellikler getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

NE MUTLU ONU TANIYANLARA

NE MUTLU ONU OKUYUP YAŞAYANLARA…"

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
bizimakyazi.com
© Copyright 2018 akyazı. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
BÖLGE HABERLERİ